Geçtiğimiz hafta 95 yaşında hayata veda eden Prof. Dr. Coşkun Özdemir, Türk hekimliğinin unutulmaz isimleri arasında yerini aldı. Onunla ilk tanışıklığım, 2004 yılında Prof. Dr. Bülent Tarcan'ın (1914-1981) “Bir Hekimin Senfonik Öyküsü” başlıklı kitabımı kaleme alırken oldu. Bu vesileyle, rahmetli hocamızın anısına duyduğum saygıyı ve onunla geçen anılarımı paylaşmak istiyorum.
Bir Kitabın Ardındaki Tesadüf
Coşkun Özdemir, tıp dünyasının yanı sıra edebiyata ve müziğe olan yakınlığıyla da tanınırdı. Bülent Tarcan'ın yaşamını yazarken, onun yakın dostları ve meslektaşlarıyla görüşmek ihtiyacı duymuştum. Araştırmalarım sırasında adını sıkça duyduğum Coşkun Hoca, Tarcan'ın öğrencisi olmanın ötesinde, onunla aynı idealleri paylaşan bir hekim olarak öne çıkıyordu. İlk görüşmemiz, Tarcan'ın senfonik eserlerini ve hekimliğini konu alan bir söyleşi için bu kitaba katkı sağlamak üzere gerçekleşti.
Anılarla Örülü Bir Görüşme
Evinde beni karşıladığında, yaşına rağmen enerjisi ve berrak zihniyle etkilemişti. Bana, Tarcan'la geçen yılları, onun hekimliğe kattığı yenilikleri ve senfonik müzik tutkusunu anlattı. Özdemir, Tarcan'ın izinden giderek hastalarına sadece hastalıklarını değil, hikayelerini de dinlemeyi öğreten bir hekim olmuştu. O gün, saatlerce süren sohbetimizde, tıp etiği, insan sevgisi ve sanatın iyileştirici gücü üzerine düşündük. Coşkun Hoca'nın anlattığı anekdotlar, kitabıma derinlik kattığı gibi, bana da yaşam boyu unutamayacağım dersler verdi.
Bir Hekimin Mirası
Prof. Dr. Coşkun Özdemir, sadece bir hekim değil, aynı zamanda bir bilge, bir sanat dostu ve bir eğitmendi. Onun için hekimlik, bir meslekten öte bir yaşam biçimiydi. Tıp eğitimine verdiği katkılar, yetiştirdiği öğrenciler ve hastalarına karşı gösterdiği şefkat, onu her zaman özel kıldı. Vefatı, Türk tıp camiasında büyük bir kayıp olarak değerlendirildi. Ancak onun bıraktığı miras, kitaplar, anılar ve yetiştirdiği hekimler aracılığıyla yaşamaya devam edecek.
Sonuç Yerine
Coşkun Özdemir'in ardından yazılanlar, onun ne kadar sevgi ve saygı kazandığını gösteriyor. Bugün, onun anısını yaşatmak için yapılacak en anlamlı eylem, onun ilkelerini, hekimliğe ve insana adanmışlığını gelecek kuşaklara aktarmaktır. Benim için bu yazı, bir vefa borcunun ifadesi. Rahmetle anıyorum.