Antalya'da düzenlenecek COP31 iklim zirvesi, sıfır atık ve iklim adaleti başlıklarını merkeze alacak. Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, 31 yıldır yapılan toplantılarda 70'ten fazla karar alındığını ancak sahada uygulanan karar sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini belirterek, “Ancak biz bu COP31'in uygulama COP'u olmasını istiyoruz” dedi. Ağırbaş, zirvenin ardından alınacak kararların takip edilmesi ve somut adımlara dönüşmesi gerektiğini ifade etti.
31 yıllık süreçte kararlar raflarda kaldı
1995'ten bu yana düzenlenen Taraflar Konferansı (COP) toplantılarında iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında çok sayıda karar alındı. Ancak Samed Ağırbaş, bu kararların büyük bölümünün uygulamaya geçirilemediğini söyledi. Ağırbaş, “31 yıldır bu toplantılar yapılıyor, 70'ten fazla karar alınmış ama sahada uygulanan karar sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor” diyerek mevcut durumu eleştirdi. Bu tespit, uluslararası iklim müzakerelerinin en çok tartışılan yönlerinden biri olan taahhütlerin yerine getirilmemesi sorununu yeniden gündeme taşıyor.
Antalya'nın ev sahipliği yapacağı COP31, bu anlamda bir dönüm noktası olarak görülüyor. Sıfır Atık Vakfı, zirve sürecinde sıfır atık politikalarının ve iklim adaletinin ön plana çıkarılması için çalışmalar yürütüyor. Vakıf, özellikle gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğinden daha fazla etkilenmesine rağmen karar alma süreçlerinde yeterince temsil edilmemesine dikkat çekiyor.
Sıfır atık ve iklim adaleti öne çıkacak
COP31'de sıfır atık yaklaşımının iklim politikalarına entegre edilmesi bekleniyor. Atık yönetimi, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi gibi konuların zirvenin ana gündem maddeleri arasında yer alması planlanıyor. Samed Ağırbaş, sıfır atığın sadece bir çevre politikası değil, aynı zamanda iklim adaletinin bir parçası olduğunu vurguluyor. Ağırbaş'a göre, atık üretiminden en çok etkilenen topluluklar genellikle iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarına da en açık gruplar.
İklim adaleti kavramı, gelişmiş ülkelerin tarihsel emisyonlarına ve finansman taahhütlerine atıfta bulunuyor. Gelişmekte olan ülkeler, iklim değişikliğiyle mücadelede daha fazla mali destek ve teknoloji transferi talep ediyor. COP31'in bu talepleri somut bir zemine taşıması hedefleniyor. Sıfır Atık Vakfı, zirve sürecinde sivil toplum kuruluşlarının ve yerel yönetimlerin sesinin daha güçlü duyurulması için çaba gösteriyor.
Uygulama COP'u vurgusu
Samed Ağırbaş, COP31'in diğer zirvelerden farklı olarak uygulama odaklı olması gerektiğini belirtiyor. “Ancak biz bu COP31'in uygulama COP'u olmasını istiyoruz” diyen Ağırbaş, alınan kararların izlenebilir ve ölçülebilir olması gerektiğini ifade ediyor. Bu kapsamda, zirve sonrası için bir takip mekanizması oluşturulması öneriliyor. Vakıf, kararların hayata geçirilmesi için yerel yönetimler, özel sektör ve sivil toplum arasında işbirliği çağrısı yapıyor.
Antalya'da yapılacak zirve, Türkiye'nin iklim diplomasisindeki konumunu da güçlendirebilir. Türkiye, son yıllarda yenilenebilir enerji ve sıfır atık alanlarında attığı adımlarla uluslararası alanda dikkat çekiyor. COP31'in ev sahibi olarak Türkiye, iklim müzakerelerinde daha aktif bir rol üstlenme fırsatı yakalayabilir. Ancak bu fırsatın somut politikalarla desteklenmesi gerekiyor.
Zirve öncesi beklentiler
COP31'e sayılı günler kala, iklim örgütleri ve uzmanlar zirveden çıkacak sonuçları yakından takip ediyor. Sıfır Atık Vakfı'nın çağrısı, uluslararası toplumun kararlara uyma konusundaki istekliliğini test edecek. Ağırbaş, “31 yıldır bu toplantılar yapılıyor, 70'ten fazla karar alınmış ama sahada uygulanan karar sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Ancak biz bu COP31'in uygulama COP'u olmasını istiyoruz” sözleriyle beklentilerini yineliyor.
Zirve süresince sıfır atık ve iklim adaleti konularında çeşitli oturumlar, paneller ve yan etkinlikler düzenlenmesi planlanıyor. Antalya'nın ev sahipliği yapacağı COP31, hem bölgesel hem de küresel düzeyde iklim politikalarının geleceğini şekillendirecek tartışmalara sahne olacak. Alınacak kararların ne kadarının uygulamaya geçeceği ise zirve sonrası dönemde netlik kazanacak.