Bonn İklim Değişikliği Konferansı’nda COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Eylem Gündemi’nin 10 öncelikli alanını ve 6 temel hedefini duyurdu. Kurum, iklim krizine karşı somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı ve Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31’e yönelik yol haritasını paylaştı.
10 öncelikli alan
Eylem Gündemi’nde yer alan 10 öncelikli alan şöyle sıralandı: yeşil enerji dönüşümü, karbon piyasaları, iklim finansmanı, uyum ve dirençlilik, su kaynakları yönetimi, biyolojik çeşitlilik, sürdürülebilir tarım, döngüsel ekonomi, gençlik ve kadın katılımı, teknoloji transferi. Bakan Kurum, bu alanların küresel iklim hedeflerine ulaşmak için kilit rol oynadığını belirtti.
6 temel hedef
Kurum, altı temel hedefi şöyle açıkladı: 1) Emisyon azaltım hızını iki katına çıkarmak, 2) İklim finansmanını artırmak ve erişilebilir kılmak, 3) Doğa temelli çözümleri yaygınlaştırmak, 4) Kayıp ve zarar fonunu işlevsel hale getirmek, 5) Ulusal katkı beyanlarını (NDC) güçlendirmek, 6) Yeşil teknoloji transferini hızlandırmak. Bu hedeflerin COP31 müzakerelerine temel oluşturacağını ifade etti.
Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefini hatırlatan Kurum, bu doğrultuda rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesinin artırıldığını, yeşil hidrojen ve karbon yakalama teknolojilerine yatırım yapıldığını söyledi. Ayrıca, İklim Şurası kararları doğrultusunda yasa çalışmalarının sürdüğünü belirtti.
Bonn’da kritik müzakereler
Bonn Konferansı, COP31 öncesinde teknik müzakerelerin yapıldığı önemli bir platform. Taraflar, Paris Anlaşması’nın uygulanması, yeni iklim finansmanı hedefi ve küresel stok değerlendirmesi gibi konuları ele alıyor. Kurum, burada yaptığı konuşmada, “İklim değişikliğiyle mücadelede zaman daralıyor. Artık söylem değil, eylem zamanı” dedi.
COP31’in Kasım 2026’da Türkiye’de yapılması planlanıyor. Türkiye, ev sahipliği için iklim dostu bir organizasyon hedeflediğini ve tüm katılımcılara eşit adil bir süreç sunacağını açıkladı.
Uzmanlar, COP31 Eylem Gündemi’nin net başlıklarıyla kapsayıcı olduğunu ancak finansman ve teknoloji transferi gibi konularda gelişmekte olan ülkelerin beklentilerini karşılaması gerektiğini vurguluyor. İklim kriziyle mücadelede küresel iş birliğinin güçlendirilmesi, Türkiye’nin bu süreçte oynayacağı rolün kritik olduğu değerlendiriliyor.