İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, sosyal medya platformlarında kullanılan ve kullanıcıları sürekli içerik tüketmeye yönlendiren "sonsuz kaydırma" algoritmasının çocuklar üzerindeki bağımlılık yapıcı etkisine karşı yasal süreç başlattı. Vakıf, algoritmanın insan psikolojisini manipüle ederek gençlerin saatlerce ekran başında kalmasına neden olduğunu ve bu durumun aile yapısını tehdit ettiğini savunuyor. Dava dilekçesinde, algoritmanın çocuklarda dikkat eksikliği, uyku bozuklukları ve sosyal izolasyona yol açtığı bilimsel raporlarla kanıtlanmış durumda.
Algoritma bağımlılığı ve hukuki boyut
Karabıyık, düzenlediği basın toplantısında, "Sonsuz kaydırma mekanizması, kullanıcının beynindeki ödül merkezini hedef alarak bağımlılık yaratıyor. Bu, tıpkı bir kumar makinesi gibi çalışıyor. Çocuklarımızı korumak için bu algoritmaların yasaklanmasını talep ediyoruz" dedi. Vakfın hazırladığı hukuki raporda, algoritmanın çocukların rızası olmadan kişisel verilerini kullanarak onları hedef aldığı ve bunun Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na (KVKK) aykırı olduğu belirtiliyor.
Uzmanlardan destek
Dava sürecine psikologlar ve çocuk gelişimi uzmanları da destek veriyor. Uzmanlar, özellikle TikTok, Instagram ve YouTube gibi platformlardaki sonsuz kaydırma özelliğinin gençlerde ortalama 3-4 saatlik kullanım süresine neden olduğunu vurguluyor. Yapılan araştırmalar, algoritmanın beynin dopamin seviyesini manipüle ederek kısa süreli ödüller vaat ettiğini ve bu döngünün kırılmasının giderek zorlaştığını gösteriyor. Benzer davalar ABD ve AB ülkelerinde de açılmış durumda; ancak Türkiye'de bu kapsamda ilk dava olma özelliği taşıyor.
Karabıyık, "Teknoloji şirketleri kâr odaklı çalışıyor. Onlar için önemli olan kullanıcıyı ekranda tutmak, çocukların sağlığı değil. Biz de bu bilinçli tasarımın hukuk önünde durdurulmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. Vakıf, ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na da bir rapor sunarak konunun meclis gündemine taşınmasını talep etti.
Davanın önümüzdeki haftalarda İstanbul Adliyesi'nde görülmesi bekleniyor. Uzmanlar, bu davanın emsal teşkil edebileceğini ve diğer sivil toplum kuruluşlarına da ilham verebileceğini belirtiyor. Bu gelişme, dijital çağda çocuk haklarının korunması adına atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.