Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Dilara Füsun İçağasıoğlu, çocuklarda konuşma ve dil gelişiminin değerlendirilirken yalnızca kelime sayısına odaklanmanın yanıltıcı olabileceğini, iletişim becerileri ve sosyal gelişimin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Uzmanlar, erken müdahalenin önemine dikkat çekerken, ailelerin gözlemlerinin de sürece dahil edilmesi gerektiğini belirtiyor. Konuşma gecikmesi, çocukluk çağının en sık karşılaşılan gelişimsel sorunlarından biri olarak öne çıkıyor.
Değerlendirmede bütüncül yaklaşım şart
Prof. Dr. İçağasıoğlu, yaptığı açıklamada, her çocuğun gelişim hızının farklı olduğunu ancak belirli yaş aralıklarında ulaşılması beklenen dil ve konuşma kilometre taşları bulunduğunu hatırlattı. "Örneğin 12 aylık bir bebeğin tek kelimeler kullanması, 24 aylık bir çocuğun iki kelimelik cümleler kurması beklenir. Ancak bu beklenen ölçütler tek başına tanı koydurmaz. Önemli olan çocuğun iletişim kurma niyeti, jest ve mimik kullanımı, göz teması, başkalarının söylediklerini anlama ve sosyal etkileşime girme becerisidir" dedi.
Uzman hekim, değerlendirme sürecinde çocuğun işitme testinden geçirilmesi, gelişimsel pediatri, çocuk nörolojisi, çocuk psikiyatrisi ve dil-konuşma terapisti gibi farklı uzmanlık alanlarının bir arada çalışması gerektiğini vurguladı. "Konuşma gecikmesi; işitme kaybı, otizm spektrum bozukluğu, zihinsel yetersizlik, nörolojik hastalıklar veya çevresel yoksunluk gibi pek çok farklı nedenden kaynaklanabilir. Bu nedenle çok yönlü bir değerlendirme şarttır" diye konuştu.
Ailelerin genellikle çocuklarının yaşıtlarından daha az kelime söylemesi üzerine endişelendiğini, ancak sözel ifadenin yanı sıra alıcı dil becerilerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade eden İçağasıoğlu, "Bazı çocuklar geç konuşur ancak yaşıtlarına göre daha karmaşık talimatları anlayabilir. Bu durumda geç konuşma dediğimiz tablo söz konusudur ve genellikle iyi huyludur. Yine de takip gerektirir" bilgisini paylaştı.
Erken müdahale kritik önem taşıyor
Uzmanlar, beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-3 yaş döneminin, dil ve konuşma becerilerinin kazanılmasında altın çağ olduğunu vurguluyor. Bu dönemde fark edilen gecikmelerde erken teşhis ve uygun eğitim programlarıyla çocukların büyük ölçüde yaşıtlarını yakalayabildiği belirtiliyor. Prof. Dr. İçağasıoğlu, "Erken müdahale; işitme cihazı, dil-konuşma terapisi, özel eğitim veya davranışsal terapiler gibi seçenekleri içerebilir. Her çocuğun ihtiyacı farklıdır, bu nedenle bireyselleştirilmiş bir plan oluşturulmalıdır" dedi.
Ailelerin çocuklarıyla konuşarak, kitap okuyarak ve şarkı söyleyerek dil gelişimini destekleyebileceğini aktaran İçağasıoğlu, "Ekran süresinin sınırlandırılması, yüz yüze etkileşimin artırılması çok önemli. Çocuklar konuşmayı dinleyerek ve gözlemleyerek öğrenir" şeklinde konuştu.
Türkiye'de konuşma gecikmesi olan çocukların aileleri sıklıkla hangi bölüme başvuracağını bilemiyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, çocuk nörolojisi polikliniklerine başvurular arasında konuşma gecikmesi ilk sıralarda yer alıyor. Ancak uzmanlar, ailelerin öncelikle aile hekimine veya çocuk doktoruna danışmasını, gerekli durumlarda ileri merkezlere yönlendirilmesini öneriyor.
Konuşma gecikmesinin toplumda yanlış bilinen bir durum olduğunu da sözlerine ekleyen İçağasıoğlu, "Toplumda 'erkek çocukları geç konuşur', 'büyüyünce düzelir' gibi yaygın inanışlar var. Bu nedenler bazı aileler zamanında harekete geçmeyebiliyor. Oysa gecikme ne kadar erken fark edilirse, müdahale o kadar etkili olur" dedi.
Sonuç olarak, çocuklarda konuşma gecikmesi değerlendirilirken çok yönlü bir bakış açısı benimsenmeli; kelime sayısı, iletişim becerileri, sosyal etkileşim ve alıcı dil gibi faktörler birlikte ele alınmalıdır. Ailelerin gözlemleri ve endişeleri ciddiye alınmalı, gerekirse vakit kaybetmeden uzman desteği aranmalıdır.