Çin’in resmi medya organları ve düşünce kuruluşları, Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan üçgeni etrafında şekillenen ‘Mekke Paktı’nı yakından takip ediyor. Pekin yönetimi, bu ittifakı yalnızca İslam dünyası içindeki bir dayanışma hamlesi olarak değil; Batı Asya, Hazar bölgesi ve Orta Asya’daki jeopolitik dengeleri etkileyecek stratejik bir gelişme olarak yorumluyor. Çinli analistler, Türkiye’nin bu pakt içindeki konumunun, Ankara’nın bölgesel ve küresel iddialarını güçlendirdiğini ve Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi açısından da taşıdığı önemi vurguluyor.
Mekke Paktı’nın Çin’deki Algısı
Çin devlet medyasında yer alan yorumlarda, Mekke Paktı’nın bölgesel istikrarı sağlama ve terörle mücadele konularında ortak bir zemin oluşturduğu belirtiliyor. Özellikle Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde toplanan bu ittifakın, Müslüman ülkeler arasındaki iş birliğini derinleştireceği ve Batı’nın bölgede yarattığı kaosa karşı bir denge unsuru oluşturacağı ifade ediliyor. Çinli akademisyenler, Pakistan’ın bu paktta köprü vazifesi gördüğünü, Türkiye’nin ise askeri ve diplomatik kapasitesiyle ittifakın caydırıcılığını artırdığını savunuyor.
Pekin’in gözlemcilerine göre, Türkiye’nin Katar krizi, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetleri ve Suriye’deki askeri varlığı gibi dosyalarda izlediği bağımsız politika, Mekke Paktı’nı salt bir savunma iş birliği olmaktan çıkarıp, bölgesel düzen inşasına yönelik bir platforma dönüştürüyor. Bu durum, Çin’in Orta Doğu’daki ekonomik çıkarları ve enerji tedarik güvenliği açısından da önem taşıyor. Çin, bölgede istikrarın sağlanmasını kendi kalkınma hedefleriyle doğrudan ilişkilendiriyor.
Türkiye’nin Bölgesel Rolüne Çin’in Bakışı
Çinli analistler, Türkiye’nin Mekke Paktı’ndaki liderlik vasfını, ülkenin tarihsel mirası, jeostratejik konumu ve askeri kapasitesiyle açıklıyor. Türkiye’nin NATO üyeliğinin yanı sıra Rusya ile geliştirdiği denge politikası, Çin tarafından takdirle karşılanıyor; bu durum, Ankara’nın Batı’ya bağımlılıktan uzak, çok yönlü bir dış politika izlemesinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Mekke Paktı’nın Türkiye’ye sağladığı avantajlar arasında, İslam dünyasındaki nüfuzunu artırma, enerji koridorlarında söz sahibi olma ve terör örgütleriyle mücadelede yeni müttefikler edinme gibi unsurlar sayılıyor.
Çin medyasında, Türkiye’nin pakt içindeki rolünün yalnızca Orta Doğu ile sınırlı kalmayacağı, aynı zamanda Kafkasya ve Orta Asya’ya uzanan bir etki alanı yaratacağı yorumları yapılıyor. Türkiye’nin Azerbaycan ile ilişkileri, Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki aktif konumu ve Orta Asya’daki enerji projelerindeki katılımı, Mekke Paktı’nın bu coğrafyalara açılan bir kapı olarak görülüyor. Çin için bu durum, kendi güvenlik endişeleri olan Doğu Türkistan meselesiyle de bağlantılı şekilde hassas bir konu oluşturuyor; ancak Pekin yönetimi, resmi açıklamalarında Türkiye’nin iç işlerine karışmadığını, yalnızca ekonomik iş birliğine odaklandığını vurguluyor.
Bölgesel Denklem ve Çin’in Stratejik Çıkarları
Mekke Paktı’nın oluşumu, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin (KGY) KritikDeniz Yolları ve kara hatları üzerinde doğrudan etkili olabilecek bir faktör. Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’nin yer aldığı bu ittifakın, KGY’nin Orta Doğu ayağını güvence altına alması bekleniyor. Özellikle Pakistan’ın Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) projesi, Mekke Paktı’nın sağlayacağı istikrar ortamından doğrudan fayda sağlayacak. Çinli yetkililer, bu paktın bölgedeki Şii-Sünni çatışmalarını yatıştırması ve enerji nakil hatlarını güvence altına alması halinde, kendi enerji arz güvenliğine katkı sunacağını düşünüyor.
Öte yandan Pekin, Mekke Paktı’nın ABD’nin bölgedeki nüfuzunu zayıflatabileceğini de gözlemliyor. Amerika’nın Orta Doğu’dan çekilme sinyalleri verdiği bir dönemde, bu tür bölgesel inisiyatiflerin Çin’in lehine bir güç boşluğu yaratabileceği yorumları yapılıyor. Ancak Çin, bu süreçte temkinli bir politika izliyor; açıkça taraf tutmaktan kaçınarak, tüm aktörlerle ekonomik ilişkilerini geliştirmeye özen gösteriyor.
Değerlendirme
Çin’in Mekke Paktı’na yaklaşımı, pragmatik bir çıkar hesabına dayanıyor. Pekin, bu ittifakı hem bölgesel istikrarı sağlayacak bir mekanizma hem de Batı karşıtı bir blok oluşturma potansiyeli olan bir oluşum olarak görüyor. Türkiye’nin bu denklemdeki rolü ise, Çin tarafından takdir edilen bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Ancak Orta Asya ve Doğu Türkistan konularında yaşanabilecek hassasiyetler, Çin’in bu pakta tam destek vermesini engelleyebilir. Önümüzdeki dönemde Çin’in, Mekke Paktı üyeleriyle ikili ilişkilerini ayrı ayrı yürütmeyi sürdüreceği ve bu süreçte kendi ulusal çıkarlarını ön planda tutacağı anlaşılıyor. Bu durum, Türkiye açısından, Çin ile iş birliğinde daha geniş bir manevra alanı yaratabilir.