Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, tam 7 yıl aradan sonra 8-9 Haziran 2026 tarihlerinde Kuzey Kore'nin başkenti Pyongyang'a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. İki gün süren bu ziyaret, uluslararası kamuoyunda bölgesel dengelerin yeniden şekilleneceği yönünde yorumlara neden oldu. Özellikle ABD-Çin rekabetinin kızıştığı bir dönemde, bu yakınlaşma Kore Yarımadası'ndaki gerilimi azaltabileceği gibi yeni ittifak arayışlarını da beraberinde getiriyor.
Ziyaretin perde arkası
Şi Cinping, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile baş başa görüşmeler yaptı. Görüşmelerde ekonomik iş birliği, enerji yardımı ve nükleer müzakerelerde koordinasyon ele alındı. Çin, Kuzey Kore'nin en büyük ticaret ortağı ve diplomatik destekçisi konumunda. Analistler, bu ziyaretin Pyongyang'ın uluslararası yaptırımlar altında nefes almasını sağlayacağını düşünüyor. Ziyaret öncesinde Çin, Kuzey Kore'ye 50 bin ton buğday yardımı yapacağını duyurmuştu.
Bölgesel etkiler ve tepkiler
Güney Kore ve Japonya, ziyareti endişeyle karşıladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, Çin'in nükleer silahlanmaya karşı tutumunun bu ziyaretle test edileceğini belirtti. Uzmanlara göre Şi'nin ziyareti, Kuzey Kore'ye 'arkası sağlam' mesajı verirken, altılı görüşmelerin yeniden başlatılması için bir kapı aralayabilir. Öte yandan, Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle dikkatinin dağıldığı bir dönemde Çin'in bölgedeki etkisi artıyor.
Tarihsel bağlam
Çin ve Kuzey Kore arasındaki ilişkiler, 1950'lerdeki Kore Savaşı'na kadar uzanıyor. Ancak Şi Cinping'in son ziyareti 2019'da yapılmıştı. Aradan geçen 7 yılda Kuzey Kore, nükleer silah programını hızlandırdı ve Çin ile ekonomik bağlarını derinleştirdi. Ziyaret aynı zamanda, Çin'in 'komşuluk diplomasisi' stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Pekin, yakın çevresinde istikrarsızlık istemiyor.
Bağımsız değerlendirme
Şi Cinping'in Pyongyang ziyareti, sadece iki ülke arasındaki bağları güçlendirmekle kalmayıp, bölgesel güç dengesini de etkileyebilir. ABD'nin Asya-Pasifik'teki varlığına karşı bir denge unsuru olan bu yakınlaşma, Kuzey Kore'nin elini güçlendirirken, uluslararası toplumun nükleer müzakerelerde daha yapıcı bir Çin beklentisini de artırıyor. Kısa vadede gerilim düşse de, uzun vadede Çin-Kuzey Kore ittifakının küresel sonuçları olabilir.