Türkiye'de buğday ve arpa üretiminde alarm zilleri çalıyor. Son 20 yılda ekim alanlarının yüzde 40'ını kaybeden bu iki temel üründe, üretim düşerken ithalat rekor kırdı. Çiftçi, artan maliyetler ve düşük alım fiyatları nedeniyle üretimden koparken, Türkiye buğday ithalatına milyarlarca dolar ödedi. Uzmanlar, mevcut politikaların sürdürülebilir olmadığını ve tarımsal bağımsızlığı tehdit ettiğini vurguluyor.
Ekim alanları daralıyor
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de buğday ekim alanı 2002'de 93 milyon dekar iken 2023'te 77 milyon dekara geriledi. Arpa ekim alanları da 36 milyon dekardan 27 milyon dekara düştü. Bu düşüş, özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yoğunlaştı. Çiftçiler, mazot, gübre ve tohum fiyatlarındaki artışın yanı sıra, devletin belirlediği taban fiyatlarının maliyetlerin altında kalması nedeniyle buğday ve arpa ekiminden vazgeçiyor. Konya Ziraat Odası Başkanı, "Çiftçi üretirken cezalandırılıyor, ithalat ise ödüllendiriliyor" dedi.
İthalat faturası milyarlarca dolar
Buğday ithalatı, 2002'de 1,5 milyon ton iken 2023'te 11 milyon tona yükseldi. Türkiye bu ithalat için 2023'te yaklaşık 4 milyar dolar ödedi. Uzmanlar, ithal buğdayın yem ve un sanayisinde kullanıldığını, yerli üreticinin pazar kaybına uğradığını belirtiyor. İthalatın artmasında, iç talebin karşılanamamasının yanı sıra, Ukrayna ve Rusya gibi ülkelerden uygun fiyatlı buğday alımının etkili olduğu ifade ediliyor. Ancak bu durum, yerli çiftçinin rekabet gücünü daha da zayıflatıyor.
Tarım politikaları eleştiriliyor
AKP döneminde tarım politikalarının ithalata dayalı hale geldiğini savunan muhalefet partileri, çiftçilere yönelik desteklerin yetersiz olduğunu vurguluyor. CHP, tarımsal üretimde planlamanın olmadığını, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) etkin çalışmadığını öne sürüyor. TMO'nun buğday alım fiyatları, çiftçilerin maliyetlerini karşılamazken, un ve yem sanayicileri ithal buğdayı tercih ediyor. Bu kısır döngü, Türkiye'yi gıda arzında dışa bağımlı hale getiriyor.
Bağımsız değerlendirme
Buğday ve arpa üretimindeki çöküş, Türkiye'nin tarımsal bağımsızlığı açısından kritik bir uyarı niteliği taşıyor. Kısa vadede ithalatla çözülen talep, uzun vadede stratejik bir kırılganlık yaratıyor. Çiftçinin üretimden kopması, kırsal nüfusun azalmasına ve gıda enflasyonuna da katkı sağlıyor. Mevcut politikaların gözden geçirilmesi, üreticinin desteklenmesi ve planlı bir tarım modeline geçilmesi, bu alandaki krizi aşmanın temel yolları olarak öne çıkıyor.