CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım olarak atanan Gürsel Tekin’e yakınlığıyla bilinen Özgür Çelik, partinin seçilmiş yönetiminde yer alan PM Üyesi Sevgi Kılıç’a yönelik cinsiyetçi hakaretlerde bulundu. Kılıç, söz konusu saldırıya ilişkin hukuki süreç başlattığını duyurdu. Olay, siyasi partilerde kayyım uygulamaları ve kadın siyasetçilere yönelik ayrımcı dil konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Kayyım ekibinden gelen saldırı
İstanbul CHP İl Başkanlığı’na mahkeme kararıyla atanan kayyım heyetinde yer alan Gürsel Tekin’in ekibinden Özgür Çelik, PM Üyesi Sevgi Kılıç’a sosyal medya üzerinden cinsiyetçi ifadeler içeren bir saldırıda bulundu. Kılıç, bu sözleri “kadın bedeni üzerinden siyaset yapma” ve “kadın siyasetçiyi itibarsızlaştırma” olarak nitelendirdi.
Sevgi Kılıç, yaptığı yazılı açıklamada, “Bir kadın siyasetçi olarak maruz kaldığım bu hakaret kabul edilemez. Kayyım atamasıyla birlikte parti içi demokrasinin askıya alınması yetmezmiş gibi, şimdi de kadınlara yönelik bu tür saldırılar silsilesi başlatılmıştır. Gerekli hukuki başvuruyu yaptım ve süreci takip edeceğim” ifadelerini kullandı.
Hukuki süreç başladı
Kılıç’ın avukatı aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğu öğrenildi. Başvuruda, Özgür Çelik’in sözlerinin “kadına yönelik ayrımcılık” ve “hakaret” suçları kapsamında değerlendirilmesi talep edildi. Ayrıca, Çelik’in kayyım ekibindeki konumu nedeniyle kamu görevlisi sıfatıyla işlediği iddia edilen suçun daha ağır cezai yaptırımla karşılanması gerektiği vurgulandı.
Olay, CHP içinde kayyım uygulamasının yarattığı gerilimi daha da tırmandırdı. Parti kulislerinde, kayyım ekibinin muhalif isimlere yönelik benzer söylemlerinin devam edebileceği endişesi hakim.
Siyasette cinsiyetçi dil tartışması
Sevgi Kılıç’a yönelik bu saldırı, yalnızca bireysel bir hakaret olmanın ötesinde, Türkiye siyasetinde kadınların karşılaştığı sistematik ayrımcılığın bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Kadın siyasetçilere yönelik cinsiyetçi söylemler, seçilmiş kadınların meclislerde ve parti yönetimlerinde var olma mücadelesini zorlaştırıyor.
Uzmanlar, kayyım gibi olağanüstü uygulamaların, siyasi partilerde zaten zayıf olan kadın temsilini daha da kırılgan hale getirdiğine dikkat çekiyor. Kadın örgütleri de benzer saldırılara karşı toplumsal farkındalık ve hukuki caydırıcılık çağrılarını yineliyor.