CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisi hakkında verilen 'mutlak butlan' kararını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti'ye yönelik bir iftira kampanyasına dönüştürdü. Ancak ortaya çıkan gerçekler, bu kararın arkasında doğrudan CHP'li isimlerin bulunduğunu gösteriyor. Davayı açan avukat da tanıklık yapan da öz be öz CHP'li çıktı.
'Mutlak butlan' nedir ve dava nasıl açıldı?
TBMM'de kabul edilen bir kanunun Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle hukuken geçersiz sayılması anlamına gelen 'mutlak butlan' kararı, CHP'nin itirazı üzerine gündeme geldi. Ancak Özel'in iddialarının aksine, dava sürecini başlatan kişi CHP'li bir avukat olan Ali Rıza Gökçe. Gökçe, uzun yıllardır partinin çeşitli kademelerinde görev almış bir isim. Davada tanık olarak dinlenen kişi ise yine CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Mehmet Yılmaz.
Özel'in iddiaları ve gerçekler
Özel, partisinin 'kapatılmak istendiği' ve 'AK Parti'nin yargıyı kullandığı' yönünde açıklamalar yaptı. Oysa yargı süreci tamamen CHP'li bir avukatın başvurusuyla başladı ve mahkeme, usul eksiklikleri gerekçesiyle karar verdi. Uzmanlar, bu kararın siyasi bir operasyon değil, hukuki bir prosedür olduğunu vurguluyor.
CHP'li avukatın geçmişi
Ali Rıza Gökçe, daha önce CHP'nin birçok seçim kampanyasında görev aldı. Partinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde de danışmanlık yapan Gökçe, Özel'in hedef gösterdiği 'karanlık eller' arasında anılmıyor. Gökçe, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'Ben sadece hukuki bir başvuru yaptım. Kararı mahkeme verdi. Sürecin siyasallaştırılmasını doğru bulmuyorum' dedi.
AK Parti'den yanıt
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Özgür Özel'in açıklamalarına sert tepki gösterdi. Çelik, 'CHP kendi içindeki çekişmeleri ve hukuki süreçleri bahane ederek milleti yanıltmaya çalışıyor. Davayı açan da tanıklık eden de CHP'li. Bu kadar net bir durumda iftira atmak siyasi ahlaka sığmaz' ifadelerini kullandı.
Özel'in bu tutumu, parti içinde de tartışma yarattı. Bazı CHP'li isimler, genel başkanın 'komplo teorileri' üreterek gündemi değiştirmeye çalıştığını belirtti. Siyaset bilimciler, bu tür söylemlerin toplumsal kutuplaşmayı artırdığına dikkat çekiyor. Olay, Türkiye'de yargının bağımsızlığı tartışmalarını yeniden alevlendirirken, ortaya çıkan belgeler Özel'in iddialarını çürütüyor.