CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, DİSK-AR tarafından yayımlanan 'İşçi Sınıfının Geçim Krizi Raporu'na ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisindeki büyümenin işçi sınıfının refahına yansımadığını, aksine gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleşerek devam ettiğini ifade etti. Kış, 'Rapor açıkça gösteriyor ki işçinin milli gelirden aldığı pay yıllar içinde sistemli biçimde küçültüldü. Türkiye büyüdü dediler ama büyüyen işçinin maaşı değil, yandaşların serveti oldu' dedi.
İşçi Payındaki Düşüş ve Büyüme Paradoksu
DİSK-AR raporu, 2000’li yılların başından itibaren işçilerin milli gelirden aldığı payın sürekli azaldığını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2002 yılında yüzde 56 olan maaş ve ücretlerin milli gelir içindeki payı, 2023 itibarıyla yüzde 44’e geriledi. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi ortalama yüzde 5 büyüme kaydetmesine rağmen, bu büyümenin nimetleri üretim araçlarının sahibi olan yandaş sermaye gruplarına aktarıldı. Kış, 'Emekçiler, büyüme pastasından giderek daha küçük bir dilim alıyor. Oysa büyüme, herkes için daha iyi bir yaşam standardı vaat eder. Ama bu vaat, iktidarın yandaş politikaları nedeniyle tutulmadı' şeklinde konuştu.
Geçim Krizi ve Artan Yoksulluk
Rapor ayrıca, Türkiye’de işçi sınıfının geçim sıkıntısının derinleştiğini gösteriyor. Asgari ücretin alım gücü son beş yılda düzenli olarak düşerken, temel gıda maddelerindeki fiyat artışları yüzde 100’ü aştı. Kış, 'İşçi, emeğinin karşılığını alamıyor. Kira, gıda, ulaşım derken geçim derdi her geçen gün artıyor. İktidar, işçi sınıfını görmezden gelmeye devam ediyor' dedi. CHP’li vekil, hükümeti 'yandaşlarına ihale, işçiye ise enflasyon' politikası izlemekle suçladı.
Politik Bağlam ve Değerlendirme
CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın bu çıkışı, yaklaşan yerel seçimler öncesinde ekonomi politikalarının yeniden tartışmaya açıldığı bir dönemde geldi. Muhalefet partileri, artan hayat pahalılığı ve gelir adaletsizliğini iktidarın temel zafiyetleri olarak gündeme taşırken, iktidar ise büyüme rakamları ve istihdam artışına işaret ederek eleştirileri geri çeviriyor. Ancak DİSK-AR gibi bağımsız raporlar, büyümenin niteliği ve gelir dağılımı konusunda soru işaretlerini derinleştiriyor. İşçi sınıfının milli gelirden aldığı payın sürekli düşmesi, Türkiye’de yapısal bir soruna işaret ediyor. Bu sorunun çözümü için ücret politikalarının yeniden düzenlenmesi, vergi adaletinin sağlanması ve sosyal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği açık. Kış’ın vurguladığı gibi, büyümenin toplumun geniş kesimlerine yayılmaması, iktidarın yaklaşan seçimlerde basit bir ekonomik göstergeler sıralaması ile geçiştiremeyeceği bir olgudur.