Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), sosyal medya düzenlemesi olarak bilinen 7578 sayılı kanunun iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvurdu. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Gökhan Günaydın, düzenlemenin sosyal medya özgürlüğünü kısıtladığını, 15 yaş altındaki çocuklara sosyal medya yasağı getirdiğini ve yüz tanıma sistemi gibi biyometrik veri toplama yöntemlerini öngördüğünü belirterek, bu maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğunu dile getirdi. Başvuru, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partileri de benzer eleştirilerde bulunuyor.
Düzenlemenin içeriği ve eleştiriler
7578 sayılı kanun, sosyal medya platformlarına yönelik yeni yükümlülükler getiriyor. Kanuna göre, 15 yaş altındaki kullanıcılar sosyal medya hesapları açamayacak, mevcut hesaplar ise ebeveyn iznine tabi olacak. Ayrıca platformlar, kullanıcıların kimlik doğrulaması için yüz tanıma sistemi dahil biyometrik veri toplamak zorunda kalacak. CHP'li Günaydın, bu düzenlemenin ifade özgürlüğünü ve kişisel verilerin korunması hakkını ihlal ettiğini savundu. "Sosyal medya, günümüzde demokratik katılımın önemli bir aracı haline gelmiştir. Bu düzenleme, vatandaşların haberleşme ve ifade özgürlüğünü keyfi olarak sınırlamaktadır" dedi. CHP'nin başvurusunda, özellikle yüz tanıma sisteminin özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği ve Anayasa'nın 13., 20., 26. ve 27. maddelerine aykırı olduğu vurgulandı.
Anayasa Mahkemesi süreci ve olası sonuçlar
CHP'nin başvurusu, AYM tarafından öncelikle kabul edilebilirlik incelemesine tabi tutulacak. Başvurunun kabul edilmesi halinde, mahkeme esas hakkında karar verecek. Yürürlüğün durdurulması talebi ise acil olarak değerlendirilecek. Hukukçular, AYM'nin daha önce benzer düzenlemelerle ilgili verdiği kararların emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Öte yandan, iktidar partisi yetkilileri düzenlemenin çocukları zararlı içeriklerden korumak ve dijital güvenliği sağlamak amacıyla hazırlandığını savunuyor. Sosyal medya şirketleri ise düzenlemenin uygulanabilirliği konusunda endişelerini dile getiriyor. Bu süreç, Türkiye'de dijital haklar ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.