CHP Genel Merkezi tarafından Iğdır İl Başkanlığı görevinden alınan Nizamettin Ada ve ekibi, görevden almayı 'butlan' (hükümsüzlük) olarak nitelendirerek yeni yönetimi tanımadıklarını açıkladı. Ada, partisinin merkez kararlarına rağmen seçilmiş iradeyi savunduklarını vurguladı.
Seçilmiş irade vurgusu
Nizamettin Ada, yaptığı yazılı açıklamada, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı'nda genel başkanlığa seçilen Özgür Özel'i tek genel başkan olarak tanıdıklarını belirtti. Ada, “Bizim genel başkanımız Sayın Özgür Özel'dir. Bunun dışında hiçbir genel başkanı tanımıyoruz. Biz atanmışların değil, seçilmişlerin yanındayız” ifadelerini kullandı. Bu sözlerle, parti içi muhalefeti ve merkez atamalarını hedef aldı.
Butlan yönetimi tanımı
Ada, CHP Genel Merkezi’nin Iğdır İl Başkanlığı’na yaptığı atamayı 'butlan' olarak nitelendirerek, bu kararın geçersiz olduğunu savundu. Butlan, hukuken yok hükmünde sayılan işlemleri ifade eder. Ada ve ekibi, bu gerekçeyle görevden almayı tanımadıklarını ve seçilmiş il yönetimlerinin devam ettiğini duyurdu. Parti içi tartışmaların büyümesi beklenirken, CHP tabanında da bu karara tepkiler yükseliyor.
Arka plan ve gelişmeler
CHP Genel Merkezi, geçtiğimiz haftalarda Iğdır İl Başkanlığı’nda görev değişikliği yaparak Nizamettin Ada'yı görevden almıştı. Yerine yeni bir başkan atanmıştı. Ancak Ada, bu atamayı usulsüz bularak parti içi demokrasiye aykırı olduğunu belirtti. Iğdır teşkilatı, bu kararla ilgili olarak parti içi itiraz sürecini başlatacaklarını ve gerekirse yargıya başvuracaklarını açıkladı.
CHP’de zaman zaman yaşanan il teşkilatı değişiklikleri, parti içi muhalefeti tetikleyebiliyor. Özellikle kurultay sonrası süreçte, bazı illerde merkez atamalarına karşı direnç oluşuyor. Iğdır örneği, bu direncin en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Parti kulislerinde, bu tür atamaların tabanda rahatsızlık yarattığı ve parti birliğini zedeleyebileceği yorumları yapılıyor.
Görevden alınan il başkanı Ada’nın, partisinin ilkelerine bağlı kalarak mücadeleyi sürdüreceği belirtiliyor. Bu durum, CHP’nin yerel örgütleriyle merkez arasındaki ilişkilerin yeniden sorgulanmasına neden olabilir. Parti yönetiminin bu krizi nasıl yöneteceği merak konusu.