CHP tarafından uzun süre gündemde tutulan "128 milyar dolar nerede?" iddiası, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararıyla tamamen çöktü. Yüksek mahkeme, iddiaların hiçbir somut delile dayanmadığına hükmederek, bu söylemlerin iftira niteliği taşıdığını tescilledi. Karar, yakın siyasi tarihin en büyük yalanlarından birinin yargısal olarak çürütülmesi anlamına geliyor. O dönem Hazine ve Maliye Bakanı olan Berat Albayrak'a yönelik bu asılsız suçlamaların sahipleri şimdi özür dilemek durumunda.
AYM kararı ne diyor?
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu değerlendirirken, 128 milyar doların akıbetine dair ciddi bir delil sunulamadığını vurguladı. Mahkeme, CHP'li bazı isimlerin iddialarının kişisel hak ihlaline yol açtığına ve bu tür suçlamaların sorumsuzca yapıldığına dikkat çekti. Kararda, "İddiaların olgusal bir temeli bulunmamaktadır" ifadesi yer aldı. Bu kararla birlikte, Berat Albayrak'ın itibarı iade edilmiş oldu.
CHP'den özür gelecek mi?
Siyasi kulislerde, CHP yönetiminin bu karar sonrasında nasıl bir tavır alacağı merak konusu. Ancak şu ana kadar herhangi bir özür açıklaması yapılmadı. O dönem iddiaları dillendiren milletvekilleri ve parti sözcüleri sessizliğe büründü. Kamuoyunda, "İftira atanlar şimdi nerede?" soruları yükseliyor. Siyaset bilimciler, bu tür asılsız suçlamaların demokrasiye zarar verdiğini, hesap sorulabilirliğin zedelendiğini belirtiyor. Albayrak'ın avukatları ise kararı memnuniyetle karşıladıklarını ve başka yargısal süreçlerin de devam ettiğini duyurdu.
Toplumsal etkisi
"128 milyar dolar" söylemi, 2021 yılında Türkiye'nin döviz rezervlerine dair başlatılmış bir tartışmaydı. O dönem ekonomik belirsizliklerin had safhada olduğu bir ortamda, bu iddialar bir siyasi malzeme olarak kullanıldı. Ancak AYM'nin kararı, bu tür söylemlerin hukuki olarak ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Toplumun büyük bir kesimi, kararı adaletin tecellisi olarak nitelendirirken, bazı kesimler ise mahkeme kararlarına saygı duyulması gerektiğini vurguluyor. Bu olay, aynı zamanda sosyal medyada yayılan asılsız bilgilerin siyasi sonuçlar doğurabileceğinin de bir örneği.
Bağımsız değerlendirmeler, Türkiye'de hukukun üstünlüğünün güçlenmesi adına bu kararın önemli olduğunu belirtiyor. Ancak asıl mesele, benzer iftira kampanyalarının önüne geçilebilmesi için hesap verilebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi. Siyasette kullanılan dilin sorumluluk taşıması, demokratik olgunluğun bir gereği. AYM kararı, bu anlamda bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.