Son çeyrek asırdır Türkiye siyasetinde bir kitle, Tayyip Erdoğan’ı sandıkta yenebilecek bir aday arıyor. Her seçim döneminde umutla başlayan bu arayış, benzer bir kısır döngüyle sonuçlanıyor. Peki bu döngü neden kırılamıyor? İşte muhalefetin karşılaştığı temel sorunlar ve çözüm önerileri.
Alternatif aday bulma sorunu
Muhalefet partileri, Erdoğan’ın karşısına çıkaracakları adayı belirlerken hem partiiçi dinamikler hem de kamuoyu beklentileri arasında sıkışıp kalıyor. CHP, İYİ Parti, HDP ve diğer muhalif partiler, çoğu zaman ortak aday etrafında birleşmekte zorlanıyor. 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı’nın adayı Muharrem İnce, 2023 seçiminde ise Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan karşısında yeterli oya ulaşamadı. Bu durum, "Erdoğan’ı yenecek aday" söyleminin her seçimde yeniden üretilmesine neden oluyor.
Seçmen kitlesinin kutuplaşması
Türkiye’de siyasi kutuplaşma, Erdoğan’a oy verenlerle vermeyenler arasındaki mesafeyi derinleştiriyor. Muhalefet, kendi tabanını birleştirmeye çalışırken, iktidarın güçlü medya ve kamu kaynakları avantajı karşısında zorlanıyor. Özellikle sosyal medya ve yerel basında yürütülen kampanyalar, kutuplaşmayı daha da artırıyor. Bu ortamda muhalif seçmen, alternatif bir aday bulmaktan çok, mevcut sistemi değiştirecek bir çıkış yolu arıyor.
2023 seçimlerinin ardından
2023 genel seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimi, muhalefet için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ilk turda %45 oy almasına rağmen, ikinci turda Erdoğan karşısında %48’de kaldı. Bu sonuç, muhalefetin aday belirleme stratejisini yeniden sorgulamasına yol açtı. Seçim sonrası yapılan anketler, muhalif seçmenin büyük bir kısmının ‘sisteme’ güvenmekte zorlandığını gösteriyor.
Döngünün kırılması için ne yapılmalı?
Çeyrek asırlık bu kısır döngüyü kırmak için muhalefetin siyaset yapma tarzını değiştirmesi gerekiyor. Öncelikle, Erdoğan’ı yenmek için tek bir adaya odaklanmak yerine, yerel yönetimler ve parlamentoda güçlü bir alternatif vizyon sunmalı. Ayrıca, parti içi demokrasiyi güçlendirerek, tabanın gerçek anlamda söz sahibi olduğu bir aday belirleme süreci işletilmeli. Medya ve kamuoyu araştırma şirketlerinin bağımsız verileriyle desteklenen bir strateji, döngüyü kırmada etkili olabilir.
Bağımsız bir değerlendirme: Türkiye siyasetinde 20 yılı aşkın süredir devam eden bu arayış, muhalefetin yapısal sorunlarını ortaya koyuyor. Erdoğan’ın oy tabanındaki istikrar, muhalefetin her seçimde yeni bir umut yaratmasını zorlaştırıyor. Ancak toplumdaki değişim talebi ve ekonomik kriz, önümüzdeki dönemde gerçek bir alternatifin doğuşuna zemin hazırlayabilir. Bu nedenle, muhalefetin kısır döngüyü kırması için sadece aday değil, aynı zamanda sisteme dair güven veren bir siyasi dil ve politika seti sunması şart.