Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Adem Küçük, çevresel kirliliğin romatolojik hastalıkları tetiklediğini söyledi. Küçük, "Eskiden hava daha temizdi, romatolojik hastalıklar daha azdı ama artık çevresel kirlilik önemli bir sağlık sorunu olmaya başladı." dedi. Artan sanayileşme, kentleşme ve fosil yakıt kullanımı, hava kalitesini düşürerek bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor ve romatizmal hastalıkların görülme sıklığını artırıyor.
Hava Kirliliği ve Romatizma İlişkisi
Prof. Dr. Küçük, yaptığı açıklamada çevresel faktörlerin romatolojik hastalıklar üzerindeki etkisine dikkat çekti. Özellikle partikül madde (PM2.5 ve PM10), kükürt dioksit, azot oksitler ve ozon gibi hava kirleticilerinin inflamatuar yanıtları tetikleyerek romatoid artrit, ankilozan spondilit ve sistemik lupus eritematozus gibi hastalıkların ortaya çıkmasına veya alevlenmesine neden olabileceğini belirtti. Küçük, "Eskiden hava daha temizdi, romatolojik hastalıklar daha azdı ancak artık çevresel kirlilik önemli bir sağlık sorunu olmaya başladı." ifadelerini kullandı.
Romatizmal hastalıklar, eklemler, kaslar, kemikler ve bağ dokusunu etkileyen kronik inflamatuar bozukluklardır. Genetik yatkınlık kadar çevresel tetikleyiciler de hastalığın başlangıcında rol oynar. Hava kirliliği, oksidatif stresi artırarak ve bağışıklık sistemini uyararak bu süreci hızlandırabilir. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireylerde romatizmal hastalık riski daha yüksektir.
Bilimsel Araştırmalar ve Destekleyici Veriler
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünya nüfusunun %90'ından fazlası kirli hava solumakta ve her yıl yaklaşık 7 milyon kişi hava kirliliğine bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, hava kirliliğinin sadece solunum ve kardiyovasküler hastalıkları değil, aynı zamanda otoimmün ve romatizmal hastalıkları da artırdığını göstermektedir. Örneğin, 2021'de yayımlanan bir araştırmada, PM2.5 seviyelerindeki her 10 µg/m³ artışın romatoid artrit riskini %5-10 oranında artırdığı bulunmuştur.
Türkiye'de de durum farklı değil. Özellikle sanayi bölgeleri ve büyükşehirlerde hava kirliliği seviyeleri zaman zaman tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır. Konya, Ankara, İstanbul gibi şehirlerde kış aylarında artan hava kirliliği, romatizma hastalarının şikayetlerini artırabilmektedir. Prof. Dr. Küçük, bu konuda farkındalık yaratılması gerektiğini vurgulayarak, hem bireysel hem de toplumsal önlemler alınması gerektiğini belirtti.
Alınabilecek Önlemler ve Tedavi Yöntemleri
Romatizmal hastalıkların önlenmesi ve yönetiminde çevresel faktörlerin kontrolü büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Küçük, hava kirliliğinin azaltılması için yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmesi, yeşil alanların artırılması ve fosil yakıt kullanımının azaltılması gerektiğini söyledi. Ayrıca bireysel olarak maske kullanımı, hava kalitesi düşük olduğunda dışarıda egzersiz yapmaktan kaçınma ve iç mekan hava temizleyicileri kullanma gibi önlemler alınabilir.
Tedavi açısından ise romatizmal hastalıkların erken teşhisi ve uygun ilaç tedavisi ile semptomların kontrol altına alınabileceğini belirten Küçük, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve stresten uzak durmanın da hastalık seyrini olumlu etkilediğini ekledi. Ancak asıl çözümün çevresel kirliliğin kaynağında önlenmesi olduğunu vurguladı.
Toplumsal Farkındalık ve Politika Önerileri
Çevre ve sağlık arasındaki ilişki, son yıllarda daha fazla dikkat çekmektedir. Uzmanlar, hava kirliliğinin sadece romatizmal hastalıkları değil, aynı zamanda astım, KOAH, kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerini de tetiklediğini hatırlatıyor. Bu nedenle, hükümetlerin hava kalitesi standartlarını sıkılaştırması, sanayi tesislerinin filtre sistemlerini iyileştirmesi ve toplu taşımayı teşvik etmesi gerekiyor. Prof. Dr. Küçük, "Hava kirliliği sadece çevresel bir sorun değil, aynı zamanda bir halk sağlığı sorunudur. Bu konuda multidisipliner bir yaklaşım benimsenmeli ve sağlık profesyonelleri, çevre uzmanları ve politika yapıcılar birlikte çalışmalıdır." dedi.
Sonuç olarak, çevresel kirlilik ve romatizmal hastalıklar arasındaki ilişki göz ardı edilemez. Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde alınacak önlemlerle bu etki azaltılabilir. Unutulmamalıdır ki, temiz bir çevre sadece doğanın değil, insan sağlığının da temelidir.