Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve beraberindeki heyet, ABD ve İsrail saldırısında hayatını kaybeden İran’ın eski lideri Ali Hamaney için düzenlenen devlet törenine katılmak üzere bugün İran’ın başkenti Tahran’a geldi. Yılmaz, tören öncesi yaptığı açıklamada, “Türkiye Cumhuriyeti olarak bölgemizde savaş istemiyoruz, istikrar istiyoruz” dedi.
Ziyaretin amacı ve kapsamı
Yılmaz, Hamaney’in vefatının ardından İran yönetimiyle taziye ve dayanışma mesajlarını iletmek üzere gerçekleştirilen ziyarette, Türkiye’nin bölgesel barış ve istikrar konusundaki kararlılığını yineledi. İran Dışişleri Bakanı ile bir görüşme gerçekleştiren Yılmaz, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin önemine vurgu yaparak, “Komşumuz İran’ın istikrarı, bizim için de hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
Tören ve uluslararası katılım
Tahran Üniversitesi kampüsünde düzenlenen devlet törenine aralarında Suudi Arabistan, Rusya, Çin, Hindistan ve Irak’tan üst düzey temsilcilerin de bulunduğu çok sayıda devlet ve hükümet yetkilisi katıldı. Yılmaz, burada İran Cumhurbaşkanı ve diğer liderlerle kısa süreli görüşmeler gerçekleştirdi. Türkiye, Hamaney’in ölümünden duyduğu üzüntüyü ilk günden itibaren dile getirmiş, krizin yayılmasını engellemek için diplomatik temaslarını artırmıştı.
Ankara’nın bölgesel duruşu
Yılmaz, ziyaret kapsamında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Orta Doğu’daki tüm taraflarla diyalog halinde olduğunu belirterek, “Biz ne ABD’nin ne de İsrail’in saldırgan politikalarını onaylıyoruz. Aynı şekilde bölgede tırmanan herhangi bir çatışmanın parçası olmayı reddediyoruz. Hedefimiz, ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasıdır” dedi. Ankara, son dönemde özellikle Gazze ve Lübnan’daki gelişmeler nedeniyle İran’a yönelik saldırıları kınayan bir tutum sergilemişti.
Türkiye’nin bu tavrı, uluslararası kamuoyunda da dikkatle izleniyor. Uzmanlar, Yılmaz’ın Tahran ziyaretini, Ankara’nın bölgede denge politikası izleme çabası olarak yorumluyor. Hamaney’in ölümü, İran’da yeni bir liderlik döneminin başlangıcı olarak görülürken, Tahran yönetiminin iç ve dış politikasında radikal değişikliklere gitmesi beklenmiyor.