Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomideki belirsizlikler ve jeopolitik çatışmaların dünya ticaretini olumsuz etkilediği bir dönemde, Türkiye'nin ihracatının güçlü üretim altyapısı ve çeşitlendirilmiş ihracat pazarları sayesinde yüksek seviyesini sürdürdüğünü belirtti. Yılmaz, bu başarının, ülkenin ekonomik dayanıklılığının ve üretim kapasitesinin bir göstergesi olduğunu vurgulayarak, ihracattaki olumlu trendin devam edeceğine dair güven verdi.
Küresel Zorluklara Rağmen İhracatta Rekor Seviye
Cevdet Yılmaz, yaptığı açıklamada, dünya genelinde artan korumacılık tedbirleri, tedarik zinciri kesintileri ve jeopolitik gerilimlere rağmen Türkiye'nin ihracat performansının dikkat çekici olduğunu söyledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılının ilk altı ayında ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre %8,3 artışla 137 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, ülkenin ekonomik hedefleri doğrultusunda önemli bir başarı olarak değerlendiriliyor.
Yılmaz, ihracattaki bu artışta özellikle otomotiv, makine, kimyasal ürünler ve savunma sanayi gibi sektörlerin öne çıktığını belirtti. Ayrıca, yüksek teknoloji içeren ürünlerin ihracatındaki artışın, ülkenin katma değerli üretim kapasitesinin geliştiğini gösterdiğini ifade etti. Yılmaz, “Bu süreçte, üretim altyapımızın gücünü ve esnekliğini bir kez daha gördük. Özellikle sanayi sektörümüz, küresel talepteki dalgalanmalara rağmen üretimini artırarak dış pazarlara açılmaya devam ediyor” dedi.
Çeşitlendirilmiş Pazarlarla İhracatın Dayanıklılığı
İhracat pazarlarındaki çeşitlenmenin önemine değinen Yılmaz, Türkiye'nin yalnızca Avrupa Birliği ülkelerine değil, aynı zamanda Orta Doğu, Asya ve Afrika ülkelerine de ihracatını artırdığını belirtti. Özellikle Rusya, Ukrayna, Orta Asya cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika ülkelerine yapılan ihracatın, ekonomik yaptırımlar ve jeopolitik gerilimler nedeniyle risk içeren bölgelerdeki pazarlardan çıkan boşluğu doldurduğuna dikkat çekti.
Yılmaz, bu çeşitlendirme stratejisinin ürün yelpazesinin genişletilmesi kadar coğrafi çeşitlilikle de desteklendiğini söyledi. “Türkiye, lojistik avantajı sayesinde birçok bölgeye hızlı erişim imkânına sahip. Bu da ihracatçılarımızın yeni pazarlara açılmasını kolaylaştırıyor. Önümüzdeki dönemde Uzak Asya ve Latin Amerika pazarlarına yönelik adımlarımızı da artıracağız” şeklinde konuştu.
Güçlü Üretim Altyapısı ve Yenilikçi Yaklaşımlar
Türkiye'nin ihracattaki başarısında, güçlü üretim altyapısının ve Ar-Ge yatırımlarının etkili olduğunu vurgulayan Yılmaz, devlet teşviklerinin bu alanda önemli rol oynadığını belirtti. Özellikle sanayi bölgeleri ve teknoloji geliştirme bölgelerinde uygulanan destekler, yerli üreticilerin küresel rekabet gücünü artırdı.
Cevdet Yılmaz, ihracatçı firmaların dijitalleşme ve yeşil dönüşüm gibi yeni eğilimlere uyum sağlamalarının gerekliliğine de dikkati çekti. “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil zorunluluk. İhracatçılarımızın karbon ayak izini azaltmaya yönelik yatırımları ve uluslararası standartlara uyumu, rekabet avantajı sağlayacaktır. Bu konuda firmalarımızın yanındayız” ifadelerini kullandı.
Hükümetin İhracatı Destekleme Politikaları
Hükümetin ihracatı artırmak için uyguladığı politikaları da aktaran Yılmaz, Eximbank'ın kredileri, Ticaret Bakanlığı'nın destek programları ve ihracata dayalı büyüme stratejileri hakkında bilgi verdi. Yılmaz, “İhracatçılarımıza finansman desteği sağlamak için Eximbank'ın kaynaklarını artırdık. Özellikle KOBİ'lerin yurt dışı pazarlara açılması için kefalet ve sigorta sistemlerini geliştirdik” dedi.
Yılmaz, hedeflerinin 2026 yılında ihracatı 300 milyar dolara ulaştırmak olduğunu hatırlatarak, “Bu hedefe ulaşmak için alt yapı yatırımları, lojistik koridorları ve ticaret anlaşmaları üzerinde çalışıyoruz. Türkiye, jeopolitik konumu itibarıyla enerji ve ticaret koridorlarında kilit bir ülke. Bu avantajlarımızı en iyi şekilde değerlendireceğiz” diye konuştu.
Değerlendirme: Ekonomik Dayanıklılığın Sınavı
Türkiye'nin ihracat dayanıklılığı, küresel ekonominin zorlu bir dönemden geçtiği şu günlerde ülkenin üretim kabiliyetinin ve ekonomik sağlamlığının bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Cevdet Yılmaz'ın verdiği mesajlar, hükümetin sadece mevcut başarıyı sürdürmekle kalmayıp, aynı zamanda ihracatın kalitesini ve sürdürülebilirliğini artırmaya yönelik politikalar izlediğini ortaya koyuyor. Artan jeopolitik riskler ve küresel ticaretteki zayıflığa rağmen ihracatını koruyabilen Türkiye, önümüzdeki dönemde de üretim odaklı büyüme stratejisiyle dikkat çekecek gibi görünüyor. Bu durum, ülkenin ekonomik bağımsızlığını güçlendirmekte ve dış şoklara karşı direncini artırmaktadır.