İzmir'in Çeşme ilçesinde İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nde mimar olarak görev yapan Efe Sağlamer, boşanma aşamasındaki eşi İmar ve Şehircilik Müdür Vekili Buğçe Sağlamer hakkında rüşvet ve irtikap iddialarında bulundu. Sağlamer, eşinin belediyede usulsüz işlemlere karıştığını öne sürerek, tartışmalarını cep telefonuyla kaydetti. Olay, Çeşme'de kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin soruşturma başlattığı öğrenildi.
Rüşvet iddiaları ve kayıt anı
Efe Sağlamer, ifadesinde eşi Buğçe Sağlamer'in belediyede imar işlemlerinde rüşvet aldığını iddia etti. Sağlamer, "Eşim, bazı müteahhitlerden para karşılığı imar izni veriyordu. Ben bunu belgeledim" dedi. Çift arasındaki tartışmada Buğçe Sağlamer'in "Seni mahvederim" gibi ifadeler kullandığı duyuldu. Efe Sağlamer, kayıtları savcılığa teslim etti. Kayıtlarda, Buğçe Sağlamer'in "Ben bu belediyede ne yaptığımı biliyorum, sen karışma" dediği aktarıldı.
Soruşturma süreci
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturma başlattı. İçişleri Bakanlığı müfettişleri, belediyede inceleme yaparak ilgili dosyalara el koydu. Buğçe Sağlamer, ifadesinde iddiaları reddederek, "Eşimle kişisel sorunlarımız var, bu iftiraları boşanma davası nedeniyle atıyor" savunması yaptı. Ancak Efe Sağlamer'in elindeki görüntüler, iddiaları güçlendiriyor. Belediye yetkilileri, konuyla ilgili "Adli süreç devam ediyor, gereken yapılacak" açıklaması yaptı.
Kamuoyunda tepki
Çeşme'de yaşayan vatandaşlar, belediyede böyle bir iddianın ortaya atılmasından rahatsızlık duydu. Bazı sivil toplum kuruluşları, sürecin şeffaf yürütülmesini istedi. CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, "Bu tür iddiaların aydınlatılması için her türlü desteği vereceğiz" dedi. AK Parti İzmir İl Başkanlığı ise, "Yargı süreci takip edilmeli" ifadesini kullandı.
Bağımsız değerlendirme
Çeşme Belediyesi'ndeki bu skandal, yerel yönetimlerde etik ve şeffaflık tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Eşler arasındaki anlaşmazlığın kamu kaynaklarının kullanımına dair ciddi iddialarla gündeme gelmesi, belediyecilik anlayışının sorgulanmasına yol açtı. Adli sürecin sonunda gerçeklerin ortaya çıkması, hem Çeşme halkı hem de Türkiye'deki yerel yönetimler için önemli bir ders niteliği taşıyacak. Kamu yararının kişisel çıkarların önünde tutulması gerektiği bir kez daha hatırlanmalı.