Ankara'da 17 Eylül 2021 tarihinde evinin banyosunda tavana asılı halde ölü bulunan 25 yaşındaki Ceren Ünal'ın şüpheli ölümüne ilişkin soru işaretleri sürüyor. Soruşturmada takipsizlik kararı verilmesinin ardından aile, adalet arayışını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdı. Anne Songül Doğan, kızının cinayete kurban gittiğini belirterek, dosyanın yeniden açılması için mücadele ediyor.
Olayın Geçmişi ve Soruşturma Süreci
Ceren Ünal, 17 Eylül 2021'de Ankara'da bulunan evinin banyosunda asılı halde bulundu. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, genç kadının hayatını kaybettiğini tespit etti. İlk incelemelerin ardından savcılık tarafından başlatılan soruşturmada, Ünal'ın ölümünün intihar olduğu yönünde kanaat oluştu. Ancak aile, bu karara itiraz ederek ölümün şüpheli olduğunu savundu. Yapılan itirazlar sonuçsuz kaldı ve soruşturma takipsizlikle sonuçlandı.
Anne Songül Doğan, kızının ölümünden sonra defalarca adli makamlara başvuruda bulundu. Dosyanın yeniden incelenmesi için delillerin yeniden değerlendirilmesi talebinde bulunan Doğan, olay yerindeki bazı bulguların göz ardı edildiğini öne sürdü. Doğan, kızının vücudunda darp izleri olduğunu ve olayın intihar olarak kapatılamayacağını ifade etti. Ancak savcılık, mevcut delillerin intihar ihtimalini desteklediğini belirterek takipsizlik kararında ısrar etti.
AİHM Başvurusu ve Ailenin Talepleri
Adalet arayışında son çare olarak AİHM'e başvuran Songül Doğan, Türkiye'de yürütülen soruşturmanın etkisiz kaldığını ve kızının ölümünün aydınlatılamadığını dile getirdi. Başvuruda, yaşam hakkının ihlal edildiği ve etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçeleri yer alıyor. Doğan, AİHM'in dosyayı kabul etmesi halinde Türkiye'den savunma isteyeceğini ve sürecin yeniden başlayacağını umut ediyor.
Anne Doğan, yaptığı açıklamada "Kızım cinayete kurban gitti. Adalet yerini bulana kadar mücadele edeceğim. Ceren'in ölümünden sorumlu olanlar cezalarını çekmeli" dedi. Doğan, kızının ölümüyle ilgili olarak o dönem yanında bulunan kişilerin ifadelerinin yeterince incelenmediğini ve olay yeri incelemesinin eksik yapıldığını savunuyor. Ayrıca, Ceren Ünal'ın ölümünden önce tehditler aldığını iddia eden Doğan, bu iddiaların soruşturma dosyasına yeterince yansımadığını belirtiyor.
Kadın Cinayetleri ve Adalet Arayışı
Ceren Ünal'ın ölümü, Türkiye'de kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Kadın hakları örgütleri, özellikle intihar olarak kayda geçen ancak şüpheli bulunan kadın ölümlerinin daha dikkatli soruşturulması gerektiğini vurguluyor. Ailelerin adalet arayışı, yargı sistemine olan güveni de sorgulatıyor.
Uzmanlar, AİHM'ye taşınan bu tür davaların Türkiye'deki soruşturma süreçlerine ışık tutabileceğini ve benzer dosyalar için emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Ancak AİHM sürecinin uzun ve zorlu olduğu, başvurunun kabul edilmesinin ardından delillerin yeniden değerlendirileceği ifade ediliyor. Songül Doğan, kızının ölümüyle ilgili gerçeğin ortaya çıkması için elinden geleni yapacağını söylüyor.
Bu gelişme, şüpheli ölümlerde ailelerin yaşadığı çaresizliği ve adalet arayışını gözler önüne seriyor. Ceren Ünal'ın ölümü, bir kez daha kadınların yaşam hakkının korunması ve şüpheli ölümlerin etkin soruşturulması gerekliliğini hatırlatıyor.