İran ile ABD arasında yıllardır süren gerginlik, Cenevre'de yarın imzalanması beklenen bir anlaşmayla son buluyor. İsrail'in Tahran'a yönelik saldırı hazırlıkları ve kirli emellerine rağmen, Washington ve Tahran masaya oturdu. ABD'den kalkan uçaklar, bu kez savaş değil barış için havalandı. Anlaşmanın, bölgedeki istikrarı yeniden tesis etmesi bekleniyor.
Barış yolunda kritik adımlar
Görüşmeler, aylardır süren gizli diplomatik trafiğin ardından kamuoyuna yansıdı. İran Dışişleri Bakanı ve ABD Başkanı'nın özel temsilcisi, İsviçre'nin Cenevre kentinde bir araya gelecek. Anlaşmanın, nükleer programın denetlenmesi ve bölgesel güvenlik konularında maddeler içerdiği öğrenildi. Diplomatik kaynaklara göre, iki ülke arasında varılan mutabakat, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılmasını ve ABD'nin bazı yaptırımlarının kaldırılmasını öngörüyor.
İsrail'in tepkisi ve bölgesel yansımalar
İsrail, ABD-İran anlaşmasına başından beri karşı çıkıyor. Netanyahu yönetimi, Tahran'ın nükleer silah üretme kapasitesini koruyacağı gerekçesiyle anlaşmayı engellemeye çalışıyordu. Ancak Washington'un barış yönündeki kararlı tutumu, Tel Aviv'in itirazlarını bastırdı. Bölge ülkeleri ise anlaşmayı ihtiyatla karşılarken, Körfez ülkeleri ve Türkiye, diplomatik çözümü desteklediklerini açıkladı.
Anlaşmanın içeriği ve tarafların beklentileri
Metne göre, İran, nükleer tesislerini Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimine açacak ve yüzde 60'a varan zenginleştirme oranını düşürecek. Buna karşılık ABD, İran petrol ihracatına yönelik yaptırımları kademeli olarak kaldıracak ve dondurulmuş varlıklarını serbest bırakacak. Anlaşma, iki yıl süreli olup uzatma opsiyonu içeriyor. Uzmanlar, bu düzenlemenin bölgede tansiyonu düşüreceğini ancak İsrail'in askeri seçenekleri masada tuttuğunu belirtiyor.
Barış süreci, Orta Doğu'da yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. İran'ın ekonomik darboğazdan çıkışı, ABD'nin ise daha geniş bir diplomatik itibar kazanması bekleniyor. Ancak anlaşmanın uygulanması, tarafların niyetine bağlı. Özellikle İran'da muhafazakarların ve İsrail'deki savaş yanlısı grupların anlaşmayı sabote etme girişimleri olabileceği konuşuluyor.
Tarihi perspektif ve sonuç
1953'teki Musaddık darbesinden bu yana iki ülke arasında güven inşa etmek hiç kolay olmadı. Cenevre anlaşması, bu uzun kırılganlık döneminde bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Her ne kadar kalıcı barış için daha fazla adım atılması gerekse de, bugün varılan nokta, savaşın eşiğinden dönülmesi açısından tarihi bir başarıdır. Bölge halkları, on yıllardır süren çatışmaların gölgesinde nefes almak için bu anlaşmaya umut bağlamış durumda.