Tekstil sektörü, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporlarındaki özensizliklerle gündeme gelmeye devam ediyor. Son örnek, Bursa’da kumaş boyama tesisi işleten Özsar Tekstil’in kapasite artışı için hazırladığı ÇED dosyasında yaşandı. Dosyada, tesisin bulunduğu Bursa yerine Tekirdağ’daki bir proje için hazırlanan metinlerin birebir kopyalandığı, hava kalitesi indeksi başlığının bile düzeltilmediği ortaya çıktı. Ayrıca, raporda su kullanımı, çalışan sayısı ve hatta kırmızı et üretimi gibi konularda ciddi tutarsızlıklar bulundu.
ÇED Raporundaki Çelişkiler ve Hatalar
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sunulan ÇED dosyası, Özsar Tekstil’in mevcut tesisine ek bina ve kapasite artışı öngörüyor. Ancak dosyanın “Bursa İli Hava Kalitesi İndeksi” başlığı altında Tekirdağ’ın hava verilerinin kullanıldığı belirlendi. Raporda yer alan tablolarda Bursa’nın coğrafi koordinatları yerine Tekirdağ’ın verileri girilmiş, yöresel meteorolojik koşullar göz ardı edilmiş. Bu durum, ÇED sürecinin şeffaflığına ve bilimselliğine gölge düşürüyor.
Su kullanımı konusundaki tutarsızlık ise dikkat çekici. Dosyada, mevcut tesisin yıllık su ihtiyacı 60 bin metreküp olarak belirtilirken, aynı raporda kapasite artışı sonrası toplam su kullanımının 45 bin metreküpe düşeceği öngörülmüş. Bu çelişki, proje sahibinin çevresel etkileri hafife aldığını gösteriyor. Ayrıca, çalışan sayısındaki tutarsızlık da gözlerden kaçmadı: Mevcut personel sayısı 120 olarak verilirken, kapasite artışıyla birlikte 80 kişiye düşeceği belirtilmiş; oysa böyle bir kapasite artışında istihdamın artması beklenir.
Kırmızı Et Garipliği
Raporda en çok konuşulan bölümlerden biri de “projenin sosyal etkileri” başlığıydı. Kapasite artışı sonrası bölgede kırmızı et arzının artacağı ifade edilirken, bunun tekstil üretimiyle hiçbir ilgisi olmadığı açıkça görülüyor. Bu ifade, raporun başka bir projeden kopyalandığını açıkça ortaya koyuyor. ÇED raporlarında sektörel farklılıkların göz ardı edilmesi, çevresel ve toplumsal risklerin doğru değerlendirilememesine yol açıyor.
Uzmanlar, bu tür hataların yasal yaptırımlara tabi olması gerektiğini vurguluyor. ÇED Yönetmeliği’ne göre, gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar hakkında idari para cezası öngörülüyor. Ancak çevre örgütleri, cezaların yetersiz olduğunu ve raporların bağımsız kuruluşlarca denetlenmesi gerektiğini savunuyor.
Bakanlık Süreci Değerlendiriyor
Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, dosyadaki eksikliklerin tespit edildiğini ve sürecin durdurulduğunu duyurdu. Açıklamada, “ÇED raporu incelenmek üzere geri gönderilmiştir. Proje sahibinden gerekli düzeltmelerin yapılması istenmiştir. Süreç, mevzuat çerçevesinde devam etmektedir” denildi. Ancak çevre aktivistleri, bu tür hataların sık yaşandığını ve kamuoyunda güven kaybına neden olduğunu belirtiyor.
Bu olay, ÇED raporlarının hazırlanmasındaki keyfi uygulamaları yeniden gündeme getirdi. Türkiye’de çevresel etki değerlendirmesi sürecinin etkinliği, yatırımcıların çevre mevzuatına ne kadar uyduğuyla yakından ilgili. Uzmanlar, raporların firmaların kendi çıkarlarına göre şekillendirilmesini önlemek için bağımsız bir denetim mekanizmasının kurulmasını öneriyor.
Özsar Tekstil yetkilileri ise konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Şirketin, ÇED dosyasını revize ederek tekrar sunması bekleniyor. Ancak bu süreçte tesisin faaliyetlerine devam edip etmeyeceği merak ediliyor.
Çevre mühendisleri, “Kopyala-yapıştır” yöntemlerle hazırlanan raporların hem gerçeklikten koptuğunu hem de kamu sağlığını tehlikeye attığını vurguluyor. Bursa gibi hava kirliliğiyle mücadele eden bir ilde, yanlış verilerle hazırlanan raporlar, alınacak önlemleri de olumsuz etkiliyor. Bu durum, ÇED sürecinin işlerliğini sorgulatıyor.
Sonuç olarak, ÇED raporlarındaki bu düzeyde bir ihmal, yalnızca tek bir firmanın hatası değil, aynı zamanda sistemik bir sorunun yansımasıdır. Yetkililerin bu konuda daha sıkı denetim yapması ve mevzuatı gözden geçirmesi elzem. Aksi takdirde, çevresel felaketlere zemin hazırlayan bu tür uygulamalar devam edecek gibi görünüyor.