Türkiye'de yabancı yatırımcıların yoğun olarak kullandığı carry trade işlemlerinin büyüklüğü, 19 Haziran haftasında 50,1 milyar dolara ulaşarak savaş sonrası dönemde ilk kez bu seviyeyi aştı. Merkez Bankası verilerine göre, özellikle kısa vadeli faiz arbitrajına dayalı bu işlem hacmi, son bir ayda yüzde 15 artış gösterdi. Uzmanlar, gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahının artması ve Türkiye'nin faiz avantajının devam etmesinin bu artışta belirleyici olduğunu belirtiyor.
Carry Trade Nedir ve Neden Artıyor?
Carry trade, düşük faizli bir para biriminden borçlanarak yüksek faizli bir para birimine yatırım yapmak anlamına geliyor. Türkiye'de politika faizinin yüzde 50 seviyesinde olması, yabancı yatırımcılar için cazip bir getiri sağlıyor. Özellikle Japon yeni gibi düşük faizli para birimleriyle borçlanan yatırımcılar, Türk lirası cinsi varlıklara yöneliyor. 19 Haziran haftasında 50,1 milyar dolara ulaşan carry trade hacmi, Mayıs ayı sonundaki 45,8 milyar dolara göre yaklaşık yüzde 9,4 artış gösterdi. Bu artışta, küresel piyasalardaki iyimser hava ve Türkiye'nin kredi notu görünümündeki iyileşme beklentileri etkili oldu.
Ekonomistlerden Uyarılar ve Değerlendirmeler
Ekonomistler, carry trade akımlarının kısa vadede Türk lirasına destek verse de, ani tersine dönüş riskine karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Yüksek hacimli carry trade işlemleri, sermaye çıkışları durumunda döviz kurlarında sert dalgalanmalara yol açabiliyor. Özellikle küresel faiz oranlarındaki değişimler ve jeopolitik riskler, bu akımların yönünü etkileyebilir. Son olarak, 2018 yılında yaşanan kur krizinde carry trade pozisyonlarının hızlı çözülmesi, piyasalarda büyük dalgalanmalara neden olmuştu. Uzmanlar, mevcut durumda cari açık ve enflasyon gibi yapısal sorunların çözülmemesi halinde carry trade'in sürdürülebilir bir finansman kaynağı olmayacağını belirtiyor.
Analistler, Merkez Bankası'nın faiz politikasının carry trade akımlarını çekmede önemli bir rol oynadığını, ancak makro ihtiyati tedbirlerle bu akımların daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulabileceğini ifade ediyor. Ayrıca, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye olan ilgisinin sürmesi için yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.