Kanada Başbakanı Mark Carney, Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında Türkiye’nin bölgesel çözüm arayışlarındaki rolüne dikkat çekerek, “Bölgedeki muhtemel çözümler konusunda en etkili iki ülke Suudi Arabistan ve Türkiye’dir” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, uluslararası arenada Türkiye’nin artan diplomatik ağırlığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Carney’den stratejik vurgu
Kanada Başbakanı, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Carney, Orta Doğu’daki istikrar arayışlarında Suudi Arabistan ve Türkiye’nin kilit rol oynadığını belirtti. “Bölgesel barış ve güvenliğin tesisi için bu iki ülkenin iş birliği hayati önem taşıyor” diyen Carney, özellikle Yemen, Suriye ve Filistin meselesinde Türkiye’nin yapıcı katkılarına vurgu yaptı.
Kanada Başbakanı’nın bu açıklamaları, Ankara ile Riyad arasında son dönemde gelişen yakınlaşmayı da teyit eder nitelikte. İki ülke arasında ticaret hacmi ve yatırımlar artarken, bölgesel krizlerde ortak tutum sergilenmesi dikkat çekiyor.
Türkiye’nin bölgesel rolü
Türkiye, son yıllarda Orta Doğu ve Afrika’da aktif bir dış politika izliyor. Libya, Katar ve Somali gibi ülkelerle askeri ve ekonomik iş birliği anlaşmaları imzalayan Ankara, aynı zamanda İsrail-Filistin çatışmasında arabuluculuk girişimlerinde bulunuyor. Carney’in sözleri, Türkiye’nin uluslararası toplum nezdinde artan saygınlığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Uzmanlara göre, Kanada gibi bir Kuzey Amerika ülkesinin Türkiye’yi bölgenin en etkili aktörlerinden biri olarak nitelendirmesi, Ankara’nın küresel çapta daha fazla söz sahibi olmasının önünü açabilir. Ayrıca bu durum, Türkiye’nin Avrupa Birliği ve NATO içindeki konumuna da olumlu yansıyabilir.
Bağımsız değerlendirme
Carney’in bu açıklaması, Batılı ülkelerin Türkiye’yi bölgesel bir güç olarak kabul ettiğinin açık bir işareti. Ancak Ankara’nın bu rolünü sürdürebilmesi için iç siyasette istikrarı koruması ve ekonomik kırılganlıkları gidermesi gerekiyor. Aksi takdirde, bu tür diplomatik kazanımların kalıcı olması zorlaşabilir.