Kilo kontrolü amacıyla son yıllarda yaygınlaşan zayıflama iğneleri, sağlık üzerindeki etkileriyle tartışılmaya devam ediyor. Prof. Dr. Canan Karatay, bu ilaçların başta karaciğer, böbrek ve pankreas olmak üzere üç organda ciddi hasara neden olabileceğini öne sürerek bilinçsiz kullanımın ani ölümlere varan sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Karatay’ın açıklamaları, zayıflama iğnelerinin güvenilirliği konusundaki endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
Zayıflama iğneleri nedir, nasıl çalışır?
Zayıflama iğneleri, genellikle GLP-1 reseptör agonistleri olarak bilinen ve iştahı baskılayarak kilo kaybına yardımcı olan ilaçlardır. Bu ilaçlar, başlangıçta tip 2 diyabet tedavisi için geliştirilmiş olsa da, kilo verme üzerindeki etkileri nedeniyle zamanla obezite tedavisinde de kullanılmaya başlandı. Ancak Prof. Dr. Canan Karatay, bu ilaçların kontrolsüz ve bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık risklerini beraberinde getirdiğini vurguluyor.
Karatay, özellikle son dönemde estetik kaygılarla ve hızlı kilo verme isteğiyle bu iğnelere yönelen kişilerin sayısının arttığını belirtiyor. Oysa bu tür ilaçların mutlaka hekim kontrolünde ve uygun endikasyonlarda kullanılması gerektiğini hatırlatıyor. Karatay’a göre, bu ilaçların yan etkileri hafife alınmamalı; çünkü karaciğer, böbrek ve pankreas gibi hayati organlarda kalıcı hasar oluşturabilirler.
Hangi organlar risk altında?
Prof. Dr. Canan Karatay’ın dikkat çektiği üç organın başında karaciğer geliyor. Karaciğer, ilaçların metabolize edildiği ana organdır ve bu tür ilaçların yoğun kullanımı karaciğer enzimlerinde yükselmeye, yağlanmaya ve hatta hepatit benzeri tablolara yol açabilir. Karatay, karaciğer hasarının erken belirti vermeyebileceğini, bu nedenle düzenli kontrolün şart olduğunu ifade ediyor.
İkinci riskli organ olarak böbrekler gösteriliyor. Zayıflama iğneleri, vücuttan sıvı kaybını artırarak böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Özellikle yeterli su tüketmeyen kişilerde böbrek yetmezliği riski artabilir. Karatay, böbrek hastalığı olan bireylerin bu ilaçları kesinlikle kullanmaması gerektiğini belirtiyor.
Üçüncü ve belki de en kritik organ pankreas. Zayıflama iğnelerinin pankreatit (pankreas iltihabı) riskini artırdığına dair veriler bulunuyor. Pankreas iltihabı, şiddetli karın ağrısı, bulantı ve kusma ile kendini gösteren, tedavi edilmediğinde hayati tehlike taşıyan bir durum. Karatay, bu riskin özellikle yüksek doz kullanımında ve uzun süreli tedavilerde daha da arttığını söylüyor.
Bilinçsiz kullanımın sonuçları
Prof. Dr. Canan Karatay, zayıflama iğnelerinin reçetesiz veya kontrolsüz bir şekilde temin edilerek kullanılmasının altını çiziyor. Sosyal medyada ve çevrimiçi platformlarda bu ilaçların kolayca bulunabilmesi, kullanıcıların kendi kendine doz ayarlaması yapmasına yol açıyor. Bu durum, ani kan şekeri düşüklüğü, kalp ritim bozuklukları ve hatta ani ölüm gibi ciddi sonuçlar doğurabiliyor.
Karatay, “Ani ölüme neden oluyor” diyerek yaptığı uyarıda, bu ilaçların doktor gözetimi olmadan kullanılmasının hayati risk taşıdığını vurguluyor. Özellikle kalp hastalığı, böbrek yetmezliği veya pankreas hastalığı öyküsü olan kişilerin bu ilaçlardan uzak durması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, hamileler ve emziren anneler için de riskli olduğu biliniyor.
Uzmanlardan farklı görüşler
Konuya ilişkin olarak bazı endokrinoloji uzmanları, zayıflama iğnelerinin doğru kullanıldığında obezite tedavisinde etkili ve güvenli olabileceğini savunuyor. Ancak bu uzmanlar da ilaçların mutlaka hekim kontrolünde, kişiye özel dozajlarla ve düzenli takip altında kullanılması gerektiğini kabul ediyor. Prof. Dr. Canan Karatay’ın uyarıları, bu ilaçların yan etkilerine dikkat çekerek farkındalık yaratmayı amaçlıyor.
Sağlık Bakanlığı yetkilileri ise zayıflama iğnelerinin sadece reçeteyle ve eczanelerden temin edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bilinçsiz kullanımın önüne geçmek için denetimlerin sıklaştırılması ve halkın bilgilendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Bağımsız değerlendirme
Zayıflama iğneleri, obezite ile mücadelede önemli bir araç olarak görülse de, Prof. Dr. Canan Karatay’ın uyarıları, bu ilaçların potansiyel risklerini göz ardı etmemek gerektiğini hatırlatıyor. Sağlık otoriteleri ve hekimler, kilo verme sürecinde kısa yollar yerine sürdürülebilir yaşam tarzı değişikliklerinin (sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz) önemine dikkat çekiyor. İlaç kullanımı gerekiyorsa da mutlaka uzman bir hekimin değerlendirmesi ve takibi altında yapılmalı. Bilinçsiz kullanımın yol açabileceği organ hasarları ve ani ölüm riski, konunun ciddiyetini ortaya koyuyor.