Bosna Hersek'teki uluslararası barış sürecini denetleyen Barış Uygulama Konseyi (PIC), ülkedeki yeni yüksek temsilcilik görevine kimin geleceği konusundaki görüşmelerde yine anlaşma sağlayamadı. PIC toplantısından çıkan sonuçsuz karar, ülkedeki siyasi belirsizliği artırırken, yüksek temsilci pozisyonunun boş kaldığı süre uzuyor. Beş ülke ve AB temsilcilerinden oluşan PIC, Bosna Hersek'te Dayton Barış Anlaşması'nın uygulanmasını denetliyor.
Aylardır süren kriz
Christian Schmidt'in görev süresinin dolmasının ardından yeni yüksek temsilci ataması için yapılan görüşmelerde, adaylar üzerinde uzlaşı sağlanamadı. ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve AB temsilcilerinden oluşan PIC, toplantılarda farklı adayları değerlendirmesine rağmen bir sonuca varamadı. Özellikle Bosna Hersek'teki Boşnak, Hırvat ve Sırp siyasi temsilcilerinin farklı talepleri, atama sürecini kilitlemiş durumda. Sırp Cumhuriyeti (RS) lideri Milorad Dodik, yüksek temsilcinin yetkilerinin sınırlandırılmasını isterken, Boşnak kanat daha güçlü bir uluslararası denetim talep ediyor.
Ekonomik ve siyasi sonuçlar
Bu belirsizlik, Bosna Hersek'in Avrupa Birliği üyelik sürecini de olumsuz etkiliyor. AB Komisyonu, Bosna Hersek'in 14 temel reformu hayata geçirmesi halinde adaylık statüsü alabileceğini duyurmuştu. Ancak yüksek temsilci eksikliği, reformların takibini ve uluslararası toplumun baskı gücünü zayıflatıyor. Uzmanlar, ülkenin yabancı yatırımcılar için çekiciliğini kaybetmemesi için siyasi istikrarın sağlanması gerektiğini vurguluyor. Bosna Hersek Merkez Bankası verilerine göre, doğrudan yabancı yatırımlar 2023'te bir önceki yıla göre yüzde 12 düşerek 450 milyon avroya geriledi.
Bağlam ve değerlendirme
Pic toplantılarının sonuçsuz kalması, Bosna Hersek'teki etnik ayrışmanın derinliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Ülke, Dayton Barış Anlaşması'nın yarattığı karmaşık yönetim yapısıyla baş etmeye çalışırken, uluslararası toplumun bu yapıyı reforme etme konusundaki isteksizliği de süreci tıkıyor. Yüksek temsilci atamasının gecikmesi, Bosna Hersek'in entegrasyon hedeflerine ulaşmasını zorlaştırırken, bölgesel güvenlik açısından da risk oluşturuyor. NATO'nun Bosna Hersek'teki varlığını sürdürmesi ve AB'nin ülkeyi birliğe hazırlama çabaları, bu atama krizinin çözümüne bağlı görünüyor.