Bursa'da yaşanan vahşi cinayette, boşanma aşamasındaki eşi Müjde Güngür'ü (29) 10 yaşındaki oğlunun gözü önünde bıçaklayarak öldüren Zafer Güngür (31), emniyetteki ifadesinde cinayeti tüm detaylarıyla anlattı. Olayın ardından gözaltına alınan şüpheli, ifadesinde eşiyle aralarındaki anlaşmazlıkları ve o anki ruh halini aktardı. Müjde Güngür'ün cenazesi ise memleketi Muş'a gönderildi.
Cinayet anı ve ifade
Zafer Güngür, ifadesinde eşi Müjde Güngür ile bir süredir boşanma sürecinde olduklarını ve bu nedenle aralarında gerginlik yaşandığını söyledi. Olay günü, çocuklarının da bulunduğu evde tartışmaya başladıklarını belirten Güngür, tartışmanın büyümesi üzerine mutfaktan aldığı bıçakla eşini defalarca bıçakladığını itiraf etti. Cinayet sırasında 10 yaşındaki oğullarının odada olduğunu ve çocuğunun gözü önünde bu eylemi gerçekleştirdiğini kabul eden zanlı, pişman olduğunu ancak o an kendini kontrol edemediğini öne sürdü. Polis ekipleri, olay yerinde yaptıkları incelemede cinayette kullanılan bıçağı bulurken, çocuk ifadesinde babasının annesini bıçakladığını anlattı.
Adli süreç ve toplumsal tepki
Gözaltına alınan Zafer Güngür, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusunda 'ağırlaştırılmış müebbet hapis' talebiyle tutuklanması istendi. Mahkeme, sanığın çocuğunun gözü önünde eşini öldürmesini 'canavarca hisle' işlenmiş bir cinayet olarak değerlendirerek tutuklanmasına karar verdi. Olay, kadına yönelik şiddetin boyutlarını bir kez daha gündeme taşırken, kadın örgütleri ve vatandaşlar adliye önünde eylem yaparak faillerin ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Bursa Barosu Kadın Hakları Komisyonu, süreci takip edeceklerini açıkladı.
Bağımsız değerlendirme
Boşanma sürecindeki bir kadının, kendi evinde ve çocuğunun önünde öldürülmesi, Türkiye'de kadın cinayetlerinin ne denli vahşi bir boyuta ulaştığını göstermektedir. 2024 yılında kadına yönelik şiddet istatistikleri, boşanma aşamasında kadınların en fazla risk altında olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tür olaylar, sadece adli değil, aynı zamanda toplumsal bir müdahale gerektirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Çocukların bu tür travmalara maruz kalması, gelecek nesiller için ciddi psikolojik sonuçlar doğurmaktadır.