Muğla'nın Milas ilçesinde, boşanma aşamasındaki eşi Özlem Arslan'ı (39) tıbbi maske ve eldiven takarak 6 bıçak darbesiyle öldüren Nihat Arslan (39), ilk duruşmada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, sanığın eşini önceden tasarlayarak ve canavarca hisle öldürdüğüne hükmederken, aralarındaki mesajlaşmaları da delil olarak değerlendirdi.
Olayın Arka Planı
Özlem Arslan ile Nihat Arslan arasında uzun süredir devam eden bir boşanma süreci bulunuyordu. Çiftin, şiddetli geçimsizlik nedeniyle ayrı yaşadığı ve Özlem Hanım'ın ailesinin yanına yerleştiği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, Nihat Arslan eşini sürekli takip ediyor, telefon ve sosyal medya üzerinden tehdit mesajları gönderiyordu. Özlem Hanım'ın bu durumu defalarca ailesine ve yakın çevresine anlattığı, hatta bazı mesajları telefonunda sakladığı belirtildi.
Olay, 15 Şubat 2025 tarihinde meydana geldi. Nihat Arslan, yüzüne tıbbi maske takıp elleriyle eldiven giyerek Özlem Hanım'ı iş yerinden çıkışta takip etti. Bir süre yürüdükten sonra ıssız bir sokakta eşine saldırdı. Yanında getirdiği bıçakla Özlem Hanım'a 6 kez sapladı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Özlem Hanım'ın hayatını kaybettiğini belirledi. Nihat Arslan ise olaydan kısa süre sonra yakalandı.
Dava Süreci ve Tehdit Mesajları
Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davaya, ilk duruşmada karar çıktı. Mahkeme heyeti, sanık Nihat Arslan'ın "eşi kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Ceza verilirken, sanığın eylemini önceden planladığı, maske ve eldiven kullanarak kimliğini gizlemeye çalıştığı ve olayı tasarlayarak gerçekleştirdiği vurgulandı.
Duruşma sırasında mahkemeye sunulan tehdit mesajları, davaya damga vurdu. Mesajlarda Nihat Arslan'ın Özlem Hanım'a "Seni kimseye yar etmeyeceğim", "Ölümü boynuna borç bil" gibi ifadeler kullandığı ortaya çıktı. Ayrıca sanığın, eşinin ailesini de tehdit ettiği tespit edildi. Özlem Arslan'ın avukatı, müvekkilinin defalarca savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ancak etkili bir koruma kararı alınamadığını belirtti. Avukat, "Müvekkilim can güvenliği endişesiyle yaşıyordu. Mesajları defalarca yetkililere ilettik. Buna rağmen önlem alınmadı. Bu karar, kadın cinayetlerine karşı verilen mücadelenin önemini bir kez daha gösteriyor" dedi.
Kadına Şiddet ve Hukuki Süreç
Bu dava, Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusundaki hukuki süreçlerin işleyişine dair önemli bir örnek teşkil ediyor. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında verilen koruma kararlarının uygulanması ve etkinliği tartışma konusu olmaya devam ediyor. Ayrıca, boşanma sürecindeki kadınların maruz kaldığı tehditlerin ciddiye alınması ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınması gerektiği bir kez daha gündeme geldi.
Mahkeme kararıyla birlikte, adalet yerini bulmuş olsa da, Özlem Arslan'ın ailesi ve yakınları için acı dinmiş değil. Duruşma çıkışında gözyaşlarını tutamayan aile üyeleri, "Kızımızın canı yandı, bu ceza onu geri getirmeyecek ama umarız başka kadınlara ibret olur" şeklinde konuştu.
Kadın cinayetleri, Türkiye'nin kanayan yarası olmaya devam ediyor. Bu tür davalarda verilen ağır cezalar, toplumda caydırıcılığı artırmak ve kadınların yaşam hakkını korumak açısından umut verici. Ancak asıl önemli olan, şiddet öncesi aşamada etkin koruma mekanizmalarının devreye girmesi ve toplumsal farkındalığın artırılmasıdır.