Ankara'da, boşanma aşamasındaki eşi S.A.'nın evine pompalı tüfekle ateş açıp otomobilini yakan Harun Ş., tutuklu yargılandığı davada 'konutu terk etmeme' adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Mahkeme, olayın 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmederek dosyayı ağır ceza mahkemesine gönderdi.
Olay anı ve soruşturma süreci
Geçtiğimiz aylarda Ankara'nın Keçiören ilçesinde meydana gelen olayda, Harun Ş., boşanma davası devam eden eşi S.A.'nın yaşadığı apartmana gelmiş, önce otomobilini benzin dökerek yakmış, ardından elindeki pompalı tüfekle evine defalarca ateş açmıştı. Olay sonucu maddi hasar oluşurken, eşi ve çocukları ise son anda kurtuldu. Harun Ş. olayın ardından kaçmaya çalışırken polis ekiplerince yakalanmış ve 'kasten öldürmeye teşebbüs', 'konut dokunulmazlığını ihlal', 'mala zarar verme' ve 'ruhsatsız silah taşıma' suçlarından tutuklanmıştı.
Mahkeme kararı ve ağır cezaya gönderme
Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, mahkeme heyeti Harun Ş.'nin üzerine atılı suçların ilk derece mahkemesinin yargı yetkisini aştığına karar vererek dosyayı ağır ceza mahkemesine gönderme kararı aldı. Bu kararın ardından sanığın tutukluluk halinin devamına gerek olmadığı değerlendirildi ve yurt dışına çıkış yasağı ile birlikte 'konutu terk etmeme' adli kontrol tedbiri uygulanmak üzere tahliyesine karar verildi. Karar, mağdur taraf ve avukatlarında hayal kırıklığı yarattı. S.A.'nın avukatı, 'müvekkilimin can güvenliği bulunmaktadır, bu karar tehlikeyi artırmıştır' ifadelerini kullandı.
Hukuki değerlendirme ve toplumsal etki
Uzmanlar, boşanma aşamasındaki şiddet olaylarının kadın için en yüksek risk barındıran dönemlerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Bu tür olaylarda adli kontrol tedbirlerinin yeterli olmadığı, mağdurun korunmasının esastan ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Olayın ağır ceza mahkemesince yeniden değerlendirilecek olması, sürecin takipçisi olmayı gerektiriyor. Boşanma davaları sırasında yaşanan şiddet olayları, kadın cinayetlerine kadar varabilen sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle yargı sürecinde alınan kararların caydırıcılığı ve mağdur güvenliği toplumsal bir önem taşıyor.