Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin 'Made in EU' etiketleme projesi dışında bırakılmasının her iki tarafın sanayileri için ciddi olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Bolat, Türkiye ile AB arasındaki entegre değer zincirlerinin korunması için Ankara'nın projede yer almasının kritik önem taşıdığını vurguladı.
Proje kapsamı ve Türkiye'nin konumu
Avrupa Komisyonu tarafından hayata geçirilmesi planlanan 'Made in EU' projesi, AB üyesi ülkelerde üretilen ürünlerin ortak bir etiketle tüketiciye sunulmasını amaçlıyor. Ancak Türkiye, gümrük birliği anlaşmasına rağmen bu projenin dışında tutuluyor. Ticaret Bakanlığı yetkilileri, bu durumun Türk ihracatçıları için haksız rekabet avantajı kaybına yol açacağını ifade ediyor. Özellikle otomotiv, beyaz eşya ve tekstil sektörlerinde Türkiye'de üretilen malların 'Made in EU' etiketi taşıması mümkün olamayacak.
Entegre değer zincirleri tehlikede
Bolat, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AB ile ticaretinin büyük bölümünün ara malı ve yarı mamul ürünlerden oluştuğunu hatırlatarak, 'Türkiye olmadan Avrupa'nın tedarik zinciri tamamlanamaz. Bu projede yer almamamız, karşılıklı bağımlılığı zedeleyecek ve sonuçta Avrupalı tüketicilerin cebine yansıyacak maliyet artışlarına neden olacaktır' dedi. İki taraf arasındaki ticaret hacmi 2023'te 210 milyar doları aşarken, Türkiye'nin AB'ye ihracatının yüzde 60'ından fazlası ara malı niteliğinde.
Sanayicilerden destek çağrısı
Türk sanayicileri de Bolat'ın uyarılarına destek veriyor. İstanbul Sanayi Odası Başkanı, 'Türkiye'nin AB üyesi olmamasına rağmen gümrük birliği sayesinde Avrupa sanayisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu' belirterek, 'Made in EU dışında kalmak, yıllardır inşa ettiğimiz ortak üretim modelini baltalar' değerlendirmesinde bulundu. Türkiye, AB dışındaki ülkeler arasında en fazla sayıda yabancı sermayeli firmaya ev sahipliği yaparken, bu firmaların çoğu Avrupalı şirketlerin Türkiye'deki üretim üsleri.
AB ile diyalog sürüyor
Ankara, konuyu Brüksel nezdinde gündeme taşımış durumda. Ticaret Bakanlığı bürokratları, projenin teknik detaylarının görüşülmesi için AB Komisyonu yetkilileriyle bir dizi toplantı gerçekleştirdi. Ancak şu ana kadar somut bir ilerleme kaydedilmedi. Uzmanlar, projenin tamamlanmasının birkaç yıl alabileceğini, bu nedenle Türkiye'nin sürece dahil edilmesi için zamanın daraldığını belirtiyor.
Bağımsız değerlendirme: 'Made in EU' etiketi, tüketici nezdinde 'kalite' ve 'güven' algısını güçlendirse de, küresel tedarik zincirlerinin bu kadar iç içe geçtiği bir dönemde Türkiye gibi kilit bir üreticiyi dışlamak, AB'nin kendi rekabet gücüne vuracağı bir darbedir. Projeye dahil edilmemek Türk ihracatçıları için dezavantaj yaratırken, AB'nin de 'yeşil dönüşüm' ve 'dijitalleşme' hedeflerine ulaşmasını zorlaştıracaktır. İki tarafın da kazanacağı bir orta yol bulunması, ekonomik rasyonalitenin gereğidir.