Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen mezuniyet töreninde bir öğrencinin, bir öğretim üyesiyle fotoğraf çektirmek istememesi üzerine rektörlük tarafından hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı ortaya çıktı. Olay, üniversite camiasında ve kamuoyunda büyük tepki çekerken, soruşturmanın hangi gerekçeyle açıldığı ve öğrenciye uygulanacak olası yaptırım merak konusu oldu.
Olayın perde arkası
Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen mezuniyet töreninde, bir bölümün öğretim üyesi öğrencilerle toplu fotoğraf çekilmek istedi. Ancak bir öğrenci, bu öğretim üyesiyle aynı karede yer almayı reddetti. Bunun üzerine öğretim üyesinin şikayeti üzerine rektörlük, öğrenci hakkında 'kötü örnek teşkil etme' ve 'kurum itibarını zedeleme' gerekçesiyle disiplin soruşturması başlattı. Öğrencinin, daha önce de öğretim üyesinin derslerinde yaşadığı bazı anlaşmazlıklar nedeniyle bu kararı aldığı iddia ediliyor.
Tepkiler ve eleştiriler
Olayın duyulmasının ardından birçok akademisyen ve öğrenci, rektörlüğün kararını 'ifade özgürlüğüne müdahale' olarak nitelendirdi. Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği yaptığı açıklamada, 'Bir öğrencinin kiminle fotoğraf çektireceğine karar vermesi en temel hakkıdır. Bu nedenle soruşturma derhal kaldırılmalıdır' ifadelerini kullandı. CHP İstanbul Milletvekili [İsim: YOK] de konuyu Meclis gündemine taşıdı. Rektör Prof. Dr. Melih Bulu ise henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
Hukuksal boyut
Uzmanlara göre, disiplin soruşturmasının hukuki dayanağı tartışmalı. Anayasa Mahkemesi'nin daha önceki kararlarında, bireylerin fotoğraf çektirip çektirmeme özgürlüğünün özel hayat kapsamında değerlendirildiği hatırlatılıyor. Eğer öğrenciye herhangi bir ceza verilirse, bunun yargıya taşınması halinde iptal edilme olasılığı yüksek. Ayrıca, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) da konuya ilişkin bilgilendirme talep etti.
Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşanan bu olay, son yıllarda üniversite yönetiminin öğrencilerle yaşadığı gerilimlerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle atanan rektöre karşı yapılan protestolar ve akademik kadrodaki değişimler, kampüs havayı germiş durumda. Bu soruşturma, hem üniversite içindeki kutuplaşmayı derinleştiren hem de ifade özgürlüğüne dair önemli bir sınav olarak görülüyor. Olayın nasıl sonuçlanacağı, Türkiye'deki yükseköğretim ortamı açısından da belirleyici olabilir.