Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’i savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilen soykırım iddialarının yanı sıra, çatışma bölgelerinde cinsel şiddet uygulayan aktörler listesine dahil etti. BM Genel Sekreteri’nin yıllık raporunda yer alan bu karar, İsrail’in Gazze’deki eylemlerine ilişkin uluslararası tepkileri artırırken, Tel Aviv yönetimi suçlamaları reddediyor.
Kara listede soykırım ve cinsel şiddet
BM’nin 2024 yılı Çatışmayla İlişkili Cinsel Şiddet Raporu’na göre, İsrail güçleri 7 Ekim 2023 sonrası Gazze’de sistematik cinsel şiddet uygulamakla suçlanıyor. Raporda, Filistinli kadın ve çocuklara yönelik tecavüz, cinsel saldırı ve tehdit vakaları belgelendi. Özellikle gözaltı merkezlerinde ve ev baskınlarında yaşanan bu olaylar, BM’nin ‘güvenilir kanıtlar’ olarak nitelediği ifadelerle rapora yansıdı. İsrail’in daha önce Gazze’deki saldırıları ‘soykırım’ olarak tanımlayan Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’ndaki başvurusunun ardından, bu yeni listede yer alması dikkat çekiyor.
Uluslararası toplumdan tepkiler
BM raporu, birçok ülke ve insan hakları örgütü tarafından memnuniyetle karşılanırken, İsrail Dışişleri Bakanlığı kararı ‘antisemitik ve önyargılı’ olarak niteledi. ABD ise raporun ‘bağımsız olarak değerlendirilmesi’ gerektiğini belirterek temkinli bir açıklama yaptı. Avrupa Birliği’nden yapılan yazılı açıklamada, “Çatışmalarda cinsel şiddetin her türlüsü kabul edilemez; sorumluların yargı önüne çıkarılması için uluslararası iş birliği şart” denildi.
Bağlam: İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir sayfa
BM’nin bu raporu, İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Filistin topraklarında uyguladığı politikaların uluslararası hukuk nezdinde giderek daha sert şekilde eleştirilmesine yol açıyor. Daha önce Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail’in yerleşim faaliyetlerini savaş suçu olarak değerlendirmişti. Cinsel şiddet listesine girmek, BM Güvenlik Konseyi’nin yaptırım kararlarını tetikleyebilir. Ancak İsrail’in veto gücüne sahip ABD’nin desteği, bu tür yaptırımların önündeki en büyük engel olarak görülüyor.
Bağımsız değerlendirme: BM’nin bu adımı, çatışma bölgelerinde kadın ve çocukların korunmasına yönelik küresel normların güçlenmesi açısından önemli. Ancak raporun uygulanabilirliği, uluslararası siyasi iradeye bağlı. İsrail’in sürekli olarak uluslararası hukukun üzerinde olduğu algısı, Orta Doğu’da kalıcı barışın önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor.