Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan'ın güneyinde yer alan Mansuri köyü için tahliye emri yayımladığını bildirdi. Haq, bu durumun ateşkesin ihlali anlamına geldiğini ve bölgede gerginliği artırdığını ifade etti. İsrail ordusu, bölgede Hizbullah'ın varlığını gerekçe göstererek sivil halkı bölgeden ayrılmaya çağırdı.
Ateşkes Anlaşması ve İhlaller
Kasım 2024'te imzalanan ateşkes anlaşması, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların sona erdirilmesini öngörüyordu. Anlaşma, İsrail güçlerinin Lübnan topraklarından çekilmesini, Hizbullah'ın da ağır silahlarını bırakmasını içeriyordu. Ancak taraflar karşılıklı olarak birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçluyor. İsrail ordusu, son haftalarda Hizbullah'ın güneyde yeniden konuşlandığını iddia ederken, Lübnan hükümeti ise İsrail'in işgalci tutumuna son vermesi gerektiğini vurguluyor.
BM raporlarına göre ateşkesin imzalanmasından bu yana çok sayıda hava saldırısı ve roket atışı gerçekleşti. Özellikle sınır bölgelerindeki köylerde yaşayan siviller çatışmaların arasında kalmış durumda. BM'nin insani yardım koordinatörlüğü, bölgedeki insani durumun her geçen gün kötüleştiğini, binlerce kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı.
Mansuri Köyü'ndeki Durum
İsrail ordusu tarafından yayımlanan tahliye emri, Lübnan'ın güneyindeki Mansuri köyü sakinlerini ilgilendiriyor. Ordu, köyün Hizbullah'ın askeri faaliyetlerine sahne olduğunu ve bu nedenle bölgenin tehlikeli olduğunu öne sürdü. Yerel kaynaklar ise bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, köyde sivillerin yaşadığını ve herhangi bir silahlı grubun bulunmadığını söyledi. Lübnan Sosyal İşler Bakanı, BM Genel Sekreteri'ne çağrıda bulunarak İsrail'in bu tutumunun ateşkesi tamamen çökme noktasına getirdiğini belirtti.
Tahliye emri, köy sakinleri arasında paniğe yol açtı. Bazı aileler evlerini terk ederek kuzeye, Sur ve Sayda şehirlerine göç etmeye başladı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ekipleri bölgede yardım çalışmaları yürütüyor. Ancak güvenlik endişeleri nedeniyle insani yardım ekiplerinin ulaşımı da kısıtlı. Köy muhtarı yaptığı açıklamada, "Biz savaş istemiyoruz. Ne Hizbullah ne de İsrail bizim için; biz sadece topraklarımızda huzur içinde yaşamak istiyoruz" dedi.
Uluslararası Tepkiler ve Diplomatik Çabalar
BM Genel Sekreteri António Guterres, ateşkesin taraflarca tam olarak uygulanması gerektiğini vurgulayarak, sivil halkın korunmasının öncelikli olduğunu belirtti. Guterres, her iki tarafa da itidal çağrısında bulundu. ABD ve Fransa'nın arabuluculuk girişimleri devam ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, İsrail'in güvenlik endişelerini anladıklarını ancak tahliye emirlerinin sivilleri tehlikeye attığını ve anlaşmanın ruhuna aykırı olduğunu ifade etti.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, iki ülke arasında tampon bölge oluşturulması ve BM Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) güçlendirilmesi önerisinde bulundu. Bu öneri, hem Lübnan hem de İsrail tarafından ihtiyatla karşılandı. İsrail, uluslararası güçlerin varlığının Hizbullah'ın silahsızlandırılmasında etkili olmayacağını savunurken, Lübnan hükümeti ise egemenliğin ihlal edilmesine izin vermeyeceğini söyledi.
Bölgesel Yansımalar ve Gelecek Riskler
Ateşkesin zayıflaması, bölgede daha geniş bir çatışma riskini beraberinde getiriyor. İsrail'in kuzey sınırında güvenlik endişeleri sürerken, Lübnan ekonomisi de zaten büyük bir krizin içinde. Ülke, bir yılı aşkın süredir devlet başkanı seçememiş, siyasi çıkmazda. Ekonomik kriz, halkı yoksulluğa iterken, çatışmalar da bu tabloyu daha da kötüleştiriyor.
Uzmanlar, ateşkesin tam anlamıyla uygulanamaması durumunda yeni bir savaşın kaçınılmaz olabileceği uyarısında bulunuyor. Orta Doğu'daki dengeler, İsrail'in İran'a yönelik olası saldırılarıyla da yeniden şekilleniyor. Hizbullah'ın İran'ın vekil gücü olduğu düşünülürse, herhangi bir çatışma bölgesel bir yangına dönüşebilir. Diplomatik kaynaklar, hafta sonunda taraflar arasında dolaylı görüşmelerin yapılacağını, ancak kalıcı bir çözüm için tarafların ciddi bir irade göstermesi gerektiğini vurguluyor.
Sonuç olarak, İsrail'in Mansuri köyüne yönelik tahliye emri, ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. BM ve uluslararası toplumun çabalarına rağmen taraflar arasındaki güvensizlik derin. Bölgedeki sivillerin korunması ve barışın sağlanması için tüm aktörlere büyük sorumluluk düşüyor. Ateşkesin sürdürülebilmesi ve kalıcı barışa dönüşmesi, ancak tarafların siyasi iradesi ve uluslararası toplumun kararlılığıyla mümkün olacaktır.