Küba Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ABD’nin Küba’ya yönelik ablukasının kaldırılması için yapılacak oylama öncesinde kapsamlı bir rapor yayımladı. Raporda, ablukanın yürürlüğe girdiği ilk günden bu yana biriken toplam zararın, altının dolar karşısındaki değeri üzerinden hesaplandığında trilyonlarca doları aştığı belirtildi. Oylama, bu yıl da Washington’ın ekonomik ve ticari yaptırımlarının uluslararası alanda nasıl karşılandığını gösterecek.
Ablukanın ekonomik bilançosu ağırlaşıyor
Küba hükümetinin raporunda, ABD ablukasının adadaki her sektörü olumsuz etkilediği vurgulandı. Rapora göre, abluka nedeniyle Küba’nın dış ticaretinde ciddi daralmalar yaşanıyor, ithalat maliyetleri artıyor ve kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği zorlaşıyor. Özellikle sağlık, eğitim ve gıda güvenliği alanlarında ortaya çıkan sıkıntılar, halkın günlük yaşamını doğrudan etkiliyor.
Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, ablukanın yarattığı en büyük sorunlardan biri de üçüncü ülkelerle yapılan ticarette yaşanan engeller. ABD yasalarının extraterritorial uygulanması, Küba ile iş yapmak isteyen yabancı şirketleri caydırıyor; bu da adanın alternatif tedarik kanallarına erişimini kısıtlıyor. Raporda, bu durumun Küba ekonomisinin toparlanma çabalarını baltaladığı ifade edildi.
BM’de geleneksel oylama
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1992’den bu yana her yıl ABD ablukasının sona erdirilmesi çağrısı yapan bir karar tasarısını oyluyor. Geçmiş yıllarda söz konusu karar ezici çoğunlukla kabul edildi; ancak ABD ve İsrail genellikle karşı oy kullanan iki ülke oldu. Bu yılki oylama da benzer bir tabloyu ortaya koyabilir; fakat Küba, uluslararası desteğin gücünü göstermek için oylamayı bir fırsat olarak görüyor.
Küba Dışişleri Bakanlığı, raporun sunumu sırasında yaptığı açıklamada, ablukanın insani boyutuna dikkat çekti. Raporda, ilaç ve tıbbi malzeme temininde yaşanan güçlükler, çocuklar ve kronik hastalar üzerindeki etkiler ayrıntılı biçimde ele alındı. Küba temsilcileri, ablukanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini savunuyor.
ABD yönetiminin tutumu
ABD, ablukayı insan hakları ve demokrasi gerekçeleriyle savunmaya devam ediyor. Washington, yaptırımların Küba halkını değil, hükümeti hedef aldığını öne sürüyor. Ancak eleştirmenler, ablukanın geniş kapsamı nedeniyle sıradan vatandaşların da olumsuz etkilendiğini belirtiyor. Son yıllarda ABD’nin aldığı ek yaptırım kararları, adadaki ekonomik sıkıntıları daha da derinleştirdi.
Küba, pandemi sonrası dönemde turizm gelirlerindeki düşüş, artan enflasyon ve yakıt ile gıda kıtlığı gibi ciddi sorunlarla boğuşuyor. Hükümet, bu sorunların önemli bir kısmını ablukaya bağlarken, muhalif kesimler yönetim politikalarını da eleştiriyor. BM oylaması, bu tartışmalı konuda uluslararası toplumun pozisyonunu bir kez daha ortaya koyacak.
Oylamanın siyasi anlamı
BM Genel Kurulu kararları bağlayıcı olmasa da, ABD’nin abluka politikasına karşı küresel bir konsensüsün varlığını göstermesi açısından önem taşıyor. Küba, her yıl elde ettiği geniş destekle ablukanın uluslararası meşruiyetini zayıflatmayı hedefliyor. Oylama sonucu, aynı zamanda Latin Amerika ve Karayipler’deki siyasi dengeler hakkında da ipuçları verecek.
Küba Dışişleri Bakanlığı’nın raporu, ablukanın sona ermesi halinde ekonominin nasıl canlanabileceğine dair projeksiyonlar da içeriyor. Rapora göre, ablukanın kaldırılması durumunda dış ticaret hacmi hızla artabilir, yabancı yatırımlar teşvik edilebilir ve halkın yaşam standardı yükselebilir. Ancak bu senaryonun gerçekleşmesi için ABD Kongresi’nin de adım atması gerekiyor.
Oylama öncesinde birçok ülke temsilcisi, ablukanın sona ermesi yönünde açıklamalar yaptı. Avrupa Birliği ülkeleri, Kanada ve Meksika gibi aktörler, diyalog çağrısında bulunurken; Çin ve Rusya, ABD’nin yaptırım politikasını sert biçimde eleştirdi. Uluslararası sivil toplum kuruluşları da ablukanın insani etkilerine dair raporlar yayımlayarak oylamaya dikkat çekti.
Küba’nın BM daimi temsilcisi, oylamanın ardından yaptığı konuşmada, ablukanın “soykırım niteliğinde” olduğunu savundu ve uluslararası toplumu birlik olmaya çağırdı. ABD temsilcisi ise açıklamasında, yaptırımların Küba halkının demokrasi ve insan hakları taleplerini desteklemek amacıyla sürdürüldüğünü yineledi. İki ülke arasındaki görüş ayrılığı, oylama sonrası da devam edecek gibi görünüyor.
Arka plan ve bağlam
ABD’nin Küba’ya yönelik ablukası, 1960’ların başında başladı ve zaman içinde çeşitli yasal düzenlemelerle genişletildi. Helms-Burton Yasası gibi düzenlemeler, ablukayı yasallaştırarak kongre onayı olmadan kaldırılmasını zorlaştırdı. Soğuk Savaş döneminin bir kalıntısı olarak görülen abluka, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin normalleşme süreçlerinde de defalarca gündeme geldi; ancak kalıcı bir çözüm sağlanamadı.
Küba, ablukanın yol açtığı zararı hesaplarken farklı yöntemler kullanıyor. Son raporda, zararın altının dolar karşısındaki değeri üzerinden hesaplandığı belirtiliyor. Bu hesaplama yöntemi, uluslararası alanda tartışmalı olsa da, adanın ekonomik kayıplarının boyutunu gözler önüne serme amacı taşıyor.
BM Genel Kurulu’ndaki oylama, her yıl olduğu gibi bu yıl da ABD’nin uluslararası alandaki yalnızlığını gözler önüne serebilir. Ancak ablukanın fiilen kaldırılması için ABD Kongresi’nin harekete geçmesi gerekiyor. Bu nedenle, oylama daha çok sembolik ve siyasi bir anlam taşıyor. Yine de Küba, elde edeceği geniş destekle ablukanın meşruiyetini sorgulatmaya devam edecek.
Uluslararası toplumun büyük çoğunluğu, ablukanın sona ermesini destekliyor. Ancak ABD’nin tutumu ve iç siyasi dinamikler, bu yöndeki adımları engelliyor. Oylama sonucu ne olursa olsun, Küba halkının yaşadığı ekonomik zorluklar ve ablukanın insani etkileri, uluslararası gündemdeki yerini korumaya devam edecek.