Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, 2025 yılında Gazze'de 186 insani yardım çalışanının hayatını kaybettiğini açıkladı. Dujarric, Gazze'nin şu anda insani yardım görevlileri için 'dünyanın en ölümcül bölgesi' olduğunu vurguladı. Bu rakam, çatışmaların yoğunluğunu ve insani krizin boyutunu gözler önüne sererken, uluslararası toplumun acil müdahale çağrıları da artıyor.
Kayıpların Boyutu ve Etkileri
BM verilerine göre, 2025 yılı boyunca Gazze'de öldürülen 186 insani yardım çalışanının büyük çoğunluğu BM kuruluşları ve sivil toplum örgütlerine bağlı personelden oluşuyor. Bu kayıplar, bölgede gıda, sağlık, barınma ve psikososyal destek gibi temel hizmetlerin sunulmasını ciddi şekilde engelliyor. Dujarric, günlük basın toplantısında, 'Bu kabul edilemez. İnsani yardım çalışanları korunmalı ve çalışmalarını güvenli bir şekilde yürütebilmelidir' ifadelerini kullandı.
Ölenler arasında yerel ve uluslararası personel bulunuyor. Yardım kuruluşları, özellikle kuzey Gazze'deki operasyonların neredeyse durma noktasına geldiğini, güneydeki bazı bölgelerde ise büyük risk altında faaliyet gösterildiğini bildiriyor. BM, kayıpların yanı sıra hasar gören veya tahrip edilen yardım tesisleri ve araçlarının da altını çiziyor.
Uluslararası Hukuk ve Koruma Çağrıları
İnsani yardım çalışanlarına yönelik saldırılar, uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olarak değerlendiriliyor. BM, taraflara çağrıda bulunarak, sivil halkın ve insani yardım personelinin korunmasını, saldırıların derhal durdurulmasını istiyor. Dujarric, 'Bu saldırılar sadece hayatları değil, umutları da yok ediyor. Gazze'deki insani felaketin derinleşmesini önlemek için tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesi şart' dedi.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ve diğer kuruluşlar da benzer açıklamalarda bulunarak, insani yardım çalışanlarının hedef alınmasının 'savaş suçu' olabileceği uyarısında bulundu. Bu kapsamda, uluslararası topluma bağımsız ve hızlı bir soruşturma başlatılması çağrısı yapılıyor.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Gazze'de insani yardım çalışanlarının öldürülmesi, zaten kırılgan olan insani durumu daha da kötüleştiriyor. İki milyondan fazla nüfusun büyük bölümü yerinden edilmiş durumda ve ciddi gıda sıkıntısı çekiyor. BM Dünya Gıda Programı (WFP) ve diğer kuruluşlar, gıda dağıtımında aksamalar yaşandığını, bunun da açlık ve yetersiz beslenme riskini artırdığını belirtiyor. Sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği bölgede, salgın hastalıkların yayılması da ayrı bir tehdit olarak öne çıkıyor.
Özellikle kış aylarında artan barınma ve ısınma ihtiyacı, yardım çalışanlarının azalmasıyla karşılanamıyor. Su ve sanitasyon altyapısının büyük ölçüde tahrip olması, kolera gibi hastalıkların yayılma riskini artırıyor. BM, 2025 yılı için Gazze'deki insani müdahale planının yalnızca küçük bir kısmının finanse edildiğini hatırlatarak, uluslararası bağışçıları harekete geçmeye çağırıyor.
Tarafların Rolü ve Uluslararası Toplum
Bu saldırıların arkasında hangi grup veya grupların olduğu net olarak bilinmiyor. BM, çatışmanın taraflarını, insani yardım personele yönelik saldırıların sorumlularını belirlemek ve adalet önüne çıkarmakla yükümlü kılıyor. Ancak, bölgedeki siyasi belirsizlik ve güvenlik boşluğu, hesap verebilirliği zorlaştırıyor.
Uluslararası toplumun tepkisi ise genel olarak kınama yönünde. Ancak, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, iklim değişikliği ve diğer küresel krizler, dünya kamuoyunun dikkatini Gazze'den uzaklaştırabiliyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, daha önce yaptığı açıklamalarda, Gazze'deki durumu 'insanlığın kara lekesi' olarak nitelendirmişti.
Tüm bu gelişmeler ışığında, insani yardım çalışanlarının güvenliği, yalnızca Gazze için değil, dünya genelinde çatışma bölgeleri için kritik bir önem taşıyor. İnsani yardım ilkelerinin korunması ve sivil personelin dokunulmazlığı, uluslararası hukukun temel taşlarından biridir. Ancak, bugün Gazze'de bu ilkelerin ayaklar altına alınması, gelecekteki insani müdahaleleri de olumsuz etkileyecek bir emsal oluşturuyor. Bu bağlamda, uluslararası toplumun yalnızca söylemde değil, eylemde de kararlılık göstermesi gerekiyor. Aksi takdirde, insani yardım çalışanlarının fedakarlıkları boşa gitmeye mahkum olabilir ve bölgedeki kriz daha da derinleşerek bölgesel istikrarı tehdit edebilir.