Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi, Türkiye'de çevre mücadelesi yürüten Esra Işık ve Halime Şaman hakkındaki idari ve adli süreçleri gündemine aldı. Konsey raportörleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nden bu iki aktivistle ilgili gelişmelere dair resmi açıklama talep etti. BM'nin bu adımı, uluslararası kamuoyunun Türkiye'deki çevre aktivistlerine yönelik baskıları yakından takip ettiğini gösteriyor.
BM raportörlerinden Türkiye'ye mektup
BM İnsan Hakları Konseyi bünyesinde görev yapan raportörler, çevre aktivistlerinin yaşadığı hukuki süreçlere ilişkin Türkiye'ye bir mektup gönderdi. Mektupta, Esra Işık ve Halime Şaman'ın karşılaştığı idari yaptırımlar ve adli takibatın uluslararası insan hakları standartlarına uygunluğunun sorgulandığı belirtildi. Raportörler, Türkiye'den bu konuda detaylı bilgi ve belge talep etti.
Çevre mücadelesi ve hukuki süreç
Esra Işık ve Halime Şaman, özellikle Artvin'deki madencilik projeleri ve İstanbul'daki kentsel dönüşüm kararlarına karşı yürüttükleri çevre mücadelesiyle tanınıyor. Her iki aktivist de kamuoyunda 'Çevre İçin Kadınlar' girişimiyle biliniyor. Son dönemde protesto eylemleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle çeşitli idari para cezaları ve soruşturmalarla karşılaştılar. Avukatları, müvekkillerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
BM raportörlerinin talebi, bu iki aktivistin yanı sıra Türkiye'deki diğer çevre savunucularına yönelik genel tutumun da uluslararası alanda sorgulanmasına yol açtı. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, çevre hakkı ve barışçıl toplanma özgürlüğü güvence altına alınmış durumda.
Hükümetten henüz resmi yanıt yok
BM'nin söz konusu mektubuna karşılık Türkiye'den henüz resmi bir açıklama gelmedi. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, konuyla ilgili incelemelerin sürdüğünü ve gerekli yanıtın uluslararası nezaket kuralları çerçevesinde verileceğini ifade etti. Ancak çevre aktivistlerine uygulanan yaptırımların azaltılmasına yönelik herhangi bir işaret bulunmuyor.
Esra Işık ve Halime Şaman'ın davaları, 2023 yılında yapılan yasal düzenlemeler sonrası değişen ceza infaz rejimiyle de bağlantılı ele alınıyor. Özellikle 'kamu yararına aykırı' olarak nitelenen eylemlerin hapis cezası yerine adli para cezasına çevrilmesi tartışmaları sürüyor.
Uluslararası bağlam ve değerlendirme
BM İnsan Hakları Konseyi'nin bu hamlesi, Türkiye'de çevre aktivizmine karşı giderek sertleşen tutuma karşı uluslararası bir tepki olarak yorumlanabilir. Son iki yılda Orman Kanunu ve Çevre Kanunu'nda yapılan değişiklikler, çevre eylemlerini 'suç' kapsamına almaya daha yatkın hale getirdi. Bu durum, sivil toplum örgütlerinin raporlarında sıkça eleştiriliyor.
Önümüzdeki günlerde BM raportörlerinin talebine Türkiye'den verilecek yanıt, uluslararası insan hakları mekanizmalarının ne kadar etkili olacağını gösterecek. Esra Işık ve Halime Şaman'ın hukuki süreçlerindeki gelişmeler, sadece bu iki aktivist için değil, Türkiye'deki tüm çevre savunucuları için kritik bir eşik niteliği taşıyor.