Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı'nın göreve gelmesinin ardından, belediye ve bağlı kuruluşlarında yönetici yakınlarının istihdam edildiği iddiaları kent gündeminde geniş yankı uyandırdı. Yeni Parti'li Subaşı'nın başkanlığındaki belediyede, üst düzey yöneticilerin aile üyelerinin kritik pozisyonlara getirildiği öne sürülürken, Sayıştay'ın 2024 yılı denetim raporunda yer alan bazı tespitler bu tartışmayı daha da alevlendirdi. İddialar, belediyenin liyakat ve şeffaflık ilkelerine uygun yönetilip yönetilmediği sorusunu gündeme taşıdı.
Sayıştay raporunda dikkat çeken tespitler
Sayıştay'ın 2024 yılına ilişkin denetim raporunda, Bilecik Belediyesi'nin personel alım süreçleri ve bağlı kuruluşlardaki görevlendirmelerine dair birtakım eksiklikler ve usulsüzlük iddiaları sıralandı. Raporda özellikle, belediye iştirakleri ve bağlı şirketlerde yapılan atamalarda şeffaflık ilkelerine riayet edilmediği, bazı pozisyonlar için ilan ve objektif kriterlerin gözetilmediği belirtildi. Bu tespitler, muhalefet partileri ve kentteki sivil toplum kuruluşları tarafından, yönetici yakınlarının kayrıldığı yönündeki iddiaların somut bir dayanağı olarak yorumlandı. Raporda ayrıca, görevlendirmelerde liyakatın esas alınması gerektiği vurgulandı.
İddiaların odağında hangi görevlendirmeler var?
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, Bilecik Belediyesi'nde üst düzey yönetici pozisyonlarında bulunan bazı isimlerin eşleri, çocukları veya birinci derece yakınları, belediyeye ait iştirak şirketlerinde ve bağlı birimlerde görevlendirildi. Bu durum, özellikle belediyenin insan kaynakları politikasının nepotizmden arındırılıp arındırılmadığı sorusunu beraberinde getirdi. İddialar arasında, söz konusu görevlendirmelerin kadro ve pozisyon gereklerine uygun olmadığı, bazı atamaların doğrudan talimatla yapıldığı yönünde duyumlar da yer alıyor. Ancak belediye yönetiminden bu iddialara ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Muhalefetten ve sivil toplumdan tepkiler
Bilecik'te muhalefet partileri, iddiaları sert bir dille eleştirerek belediyeyi şeffaflığa ve hesap vermeye davet etti. CHP ve diğer muhalefet partilerinin il teşkilatları, yaptıkları açıklamalarda, belediyenin kamu kaynaklarının aile şirketi mantığıyla kullanıldığı suçlamasını yineledi. Kentteki bazı sivil toplum kuruluşları da, yerel yönetimlerde liyakat ve eşitlik ilkelerinin korunması gerektiğini vurgulayarak, konunun takipçisi olacaklarını duyurdu. Öte yandan, iddiaların siyasi bir linç kampanyası olduğunu savunan bazı belediye yetkilileri, görevlendirmelerin yasal çerçevede yapıldığını öne sürdü.
Belediyeden henüz resmi açıklama yok
Bilecik Belediyesi'nden konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapılmadı. Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı'nın, iddialara yönelik önümüzdeki günlerde bir basın toplantısı düzenleyebileceği konuşuluyor. Ancak edinilen bilgilere göre, belediyenin insan kaynakları birimi, son dönemde yapılan tüm atamaların mevzuata uygun olduğu görüşünde. Sayıştay raporundaki tespitlerin ise, genelge ve yönetmeliklerdeki bazı ifade farklılıklarından kaynaklandığı savunuluyor.
Yerel yönetimlerde liyakat ve şeffaflık tartışması
Bilecik'teki bu tartışma, Türkiye genelinde yerel yönetimlerde liyakat ve şeffaflık konusunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Belediyelerin iştirak şirketleri ve bağlı kuruluşları aracılığıyla yaptığı personel alımları, zaman zaman siyasi kayırmacılık eleştirilerine konu olabiliyor. Uzmanlar, bu tür iddiaların önüne geçilmesi için atama süreçlerinin açık ve denetlenebilir olması, liyakatın esas alınması ve Sayıştay denetimlerinin etkin şekilde uygulanması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, yerel yönetimlerin kamuoyunu düzenli olarak bilgilendirmesi ve hesap verebilirlik mekanizmalarını güçlendirmesi öneriliyor.
Sonuç olarak, Bilecik Belediyesi'ndeki iddialar, yerel yönetimlerde şeffaflık ve adalet arayışının bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Kamu kaynaklarının etkin ve adil kullanımı, vatandaşların yerel yönetimlere olan güvenini doğrudan etkiliyor. Bu tür tartışmaların, belediyelerin kendilerini gözden geçirmesi ve yönetişim kalitesini artırması için bir fırsat olarak görülmesi, demokratik denetim açısından önem taşıyor.