Ankara'nın Beypazarı ilçesine bağlı Doğanyurt köyü, korunması gereken kültürel ve tarihi özelliklerine karşın yıllardır maden projesinin tehlikesi altında. 2022 yılında verilen 'ÇED gerekli değildir' kararının iptal edilmesine rağmen Yusuf Ağa Maden şirketi, projenin çeşitli detaylarında değişiklik yaparak bölgede maden ocağı işletme ısrarını sürdürüyor. Köylüler ve çevre aktivistleri, bölgenin eşsiz doğal ve kültürel dokusunun yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Doğanyurt köyü neden korunması gereken bir bölge?
Doğanyurt köyü, Beypazarı'nın kuzeyinde yer alan ve tarihi dokusu, geleneksel mimarisi ile dikkat çeken bir yerleşim. Köy, aynı zamanda zengin bitki örtüsü ve su kaynaklarıyla da bölgenin ekolojik dengesinde önemli bir rol oynuyor. Bölge, sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmış durumda. Ancak maden projesi, bu koruma statüsüne rağmen tehdit oluşturmaya devam ediyor.
Köyde yaşayanlar, maden ocağının açılması durumunda su kaynaklarının kirleneceğini, tarım alanlarının zarar göreceğini ve tarihi yapıların zarar görebileceğini ifade ediyor. Yıllardır süren hukuk mücadelesinde köylüler, bölgenin korunması için çeşitli platformlarda seslerini duyurmaya çalışıyor.
ÇED kararı iptal edilmişti, şirket yeni planla geldi
2022 yılında, Yusuf Ağa Maden şirketinin başvurusu üzerine Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu için 'ÇED gerekli değildir' kararı verilmişti. Ancak bu karar, çevre örgütlerinin ve köylülerin itirazı üzerine mahkeme tarafından iptal edildi. Kararın iptal gerekçesinde, bölgenin koruma statüsü ve olası çevresel etkilerin yeterince değerlendirilmediği vurgulanmıştı.
Buna rağmen şirket, projenin çeşitli detaylarında değişiklik yaparak yeniden başvuru sürecini başlattı. Edinilen bilgilere göre, maden ocağının kapasitesi, çalışma alanı ve yöntemlerinde yapılan değişikliklerle ÇED sürecinden muafiyet elde etmeye çalışılıyor. Bu durum, köylülerin ve çevre savunucularının tepkisini yeniden gündeme getirdi.
'Su uyur sermaye uyumaz'
Köylüler, maden şirketinin ısrarını 'Su uyur sermaye uyumaz' sözleriyle eleştiriyor. Bölge halkı, şirketin kâr hırsıyla doğal ve kültürel mirası yok etmeye çalıştığını belirtiyor. Bir köylü, 'Bizim için burası sadece bir yaşam alanı değil, atalarımızdan kalan bir miras. Maden istemiyoruz, suyumuzu, toprağımızı, tarihimizi istiyoruz' diyerek tepkisini dile getiriyor.
Çevre örgütleri de konuyu yakından takip ediyor. Bölgede yapılacak bir maden ocağının, Beypazarı'nın su havzasını ve tarımsal üretimini olumsuz etkileyeceği, ayrıca tarihi dokunun geri dönülemez şekilde zarar göreceği uyarısında bulunuyorlar. Uzmanlar, bölgenin sit alanı olması nedeniyle maden faaliyetlerine kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Hukuki süreç ve mücadele devam ediyor
Köylüler ve çevre platformları, yeni başvuruya karşı da hukuki yollara başvuracaklarını açıkladı. Avukatlar, şirketin değişikliklerinin esaslı bir değişiklik olmadığını, dolayısıyla yeni bir ÇED süreci gerektiğini savunuyor. Ayrıca, bölgenin koruma statüsünün ihlal edildiği gerekçesiyle ilgili kurumlara şikayette bulunulacağı belirtiliyor.
Öte yandan, yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının tutumu da merak konusu. Beypazarı Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak çevreciler, yerel yönetimlerin bölgenin korunması için daha aktif rol alması gerektiğini ifade ediyor.
Doğanyurt köyünde yaşananlar, Türkiye'de madencilik faaliyetleri ile doğal ve kültürel mirasın korunması arasındaki dengeyi bir kez daha gözler önüne seriyor. Bölge halkı, 'Su uyur sermaye uyumaz' diyerek, sermayenin doymak bilmeyen iştahına karşı doğanın ve tarihin savunucusu olmaya devam edeceklerini söylüyor. Gözler şimdi, yeni ÇED sürecinde verilecek kararda ve yetkililerin tutumunda.