İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasının üzerinden beş yıl geçti. Bu süreçte en az 1605 kadın öldürüldü, 1294 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Kadın örgütleri ve hukukçular, şiddetle mücadelede etkin bir koruma mekanizması için Türkiye'nin yeniden sözleşmeye taraf olması çağrısını yineledi. Sözleşmenin feshedildiği 2021 yılından bu yana kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler, kamuoyunun gündeminden düşmüyor.
Kadın örgütlerinden ortak açıklama
İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesinin beşinci yılında bir araya gelen kadın örgütleri, Ankara'da basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, sözleşmenin feshedilmesinin kadına yönelik şiddeti artırdığı vurgulandı. Kadın dernekleri, siyasi partilerin kadın kolları ve baro temsilcileri, 2021-2026 arasında en az 1605 kadının erkek şiddetiyle öldürüldüğünü belirtti. Ayrıca 1294 kadının ölümünün şüpheli bulunduğu ifade edildi. Örgütler, şiddetle mücadelede en etkili uluslararası belge olan İstanbul Sözleşmesi'ne dönülmesi için çağrıda bulundu.
Hukukçular: Sözleşmesiz dönemde koruma zaafiyeti
Hukukçular, İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesinin kadınları koruyucu mekanizmaları zayıflattığını belirtiyor. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi'nden avukatlar, sözleşme kapsamında uygulanan acil koruma kararları ve sığınma evi düzenlemelerinin etkisinin azaldığını söylüyor. Özellikle yerel düzeydeki uygulamalarda tutarsızlıklar yaşandığı ifade ediliyor. Hukukçular, sözleşme olmadan kadınların şiddetten korunmasının ulusal yasalarla yetersiz kaldığını vurguluyor.
Beş yılın bilançosu
Kadın cinayetlerini izleyen platformların verilerine göre, 2021'de 280, 2022'de 334, 2023'te 404, 2024'te 394 ve 2025'in ilk üç ayında 193 kadın öldürüldü. Şüpheli ölüm sayıları da benzer bir artış eğilimi gösteriyor. Uzmanlar, bu sayıların sadece kayıtlara geçen vakalar olduğunu, gerçek rakamların daha yüksek olabileceğini belirtiyor. Özellikle doğu ve güneydoğu illerinde kadın cinayetlerinin yoğunlaştığı görülüyor.
İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesi, kadın örgütleri tarafından şiddetle eleştirilmişti. Sözleşme, kadına yönelik şiddeti önleme, kovuşturma ve koruma mekanizmalarını kapsıyordu. Türkiye, 2011'de imzaladığı sözleşmeyi 2012'de onaylamış, ancak Mart 2021'de Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle feshetmişti. Kararın ardından ulusal ve uluslararası düzeyde geniş tepki oluşmuştu.