Husilerin Suudi Arabistan'ın Mekke kentini insansız hava aracı (İHA) ile hedef alma girişimi iddiası, bölgede geniş yankı uyandırdı. Yemen, Ürdün, Lübnan, Katar ve Filistin yönetimleri, söz konusu girişimi kınayarak Suudi Arabistan'a destek mesajı gönderdi. Beş ülke, Kabe'nin güvenliğinin kendileri için kırmızı çizgi olduğunu ve bu tür eylemlerin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Ülkelerden ortak tepki: Kabe'ye yönelik tehdit kabul edilemez
Yemen hükümeti, Husilerin Mekke'ye yönelik saldırı girişimini şiddetle kınadığını açıkladı. Açıklamada, "Kabe'nin ve kutsal mekanların güvenliği bizim için kırmızı çizgidir. Bu saldırı, tüm Müslümanları hedef almaktadır" ifadelerine yer verildi. Yemen yönetimi, Suudi Arabistan'ın güvenliğinin kendi güvenlikleri olduğunu vurgulayarak dayanışma mesajı iletti.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Mekke'ye yönelik bu hain girişimi en güçlü şekilde kınıyoruz. Ürdün, kardeş ülke Suudi Arabistan'ın yanındadır ve Kabe'nin güvenliği için her türlü desteği vermeye hazırdır" denildi. Lübnan Başbakanlığı ise yaptığı açıklamada, saldırı girişiminin bölgede tansiyonu yükselteceğine dikkat çekerek, "Kutsal topraklara yönelik her türlü tehdit, yalnızca Suudi Arabistan'a değil, tüm İslam dünyasına yapılmış sayılır" ifadelerini kullandı.
Katar Dışişleri Bakanlığı, Husilerin eylemini "terör saldırısı" olarak nitelendirdi ve Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduklarını bildirdi. Filistin yönetimi ise yaptığı açıklamada, Mekke'nin İslam aleminin kalbi olduğunu vurgulayarak, "Kabe'ye yönelik her saldırı, Filistin halkına yapılmış gibidir. Suudi Arabistan'ın güvenliği bizim güvenliğimizdir" dedi.
Suudi Arabistan'dan henüz resmi açıklama yok
Suudi Arabistan yönetiminden saldırı girişimine ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin, Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdığı biliniyor. Husilerin kontrolündeki el-Mesirah televizyonu, saldırının Suudi Arabistan'ın Mekke'deki hedeflerine yönelik olduğunu iddia etmişti. Suudi yetkililer, iddiaların doğruluğunu henüz teyit etmedi.
Uzmanlar, Husilerin Mekke'yi hedef alma girişiminin bölgesel dengeleri daha da germesinden endişe ediyor. Kabe, Müslümanlar için en kutsal mekan olarak kabul ediliyor ve yılda milyonlarca hacı tarafından ziyaret ediliyor. Böyle bir saldırı girişimi, yalnızca Suudi Arabistan'da değil, tüm İslam dünyasında infiale yol açabilir.
Yemen'deki iç savaş, 2014'ten bu yana Husiler ile Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri arasında devam ediyor. Husiler, zaman zaman Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve kritik altyapısına yönelik İHA ve füze saldırıları düzenliyor. Ancak Mekke gibi kutsal bir şehri hedef alması, çatışmanın seyrini değiştirebilecek nitelikte bir tırmanma olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası toplumdan da benzer kınama açıklamaları gelmesi bekleniyor. Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı'ndan henüz bir açıklama yapılmadı. Bölge analistleri, bu tür bir saldırı girişiminin Suudi Arabistan'ın Yemen politikasını daha da sertleştirebileceğini ve barış görüşmelerini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.
Kabe'nin güvenliği, Suudi Arabistan'ın yönetimi altında sağlanıyor ve ülke, bu konuda en hassas kırmızı çizgilere sahip. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, daha önce yaptığı açıklamalarda, kutsal mekanların güvenliğinin kendileri için her şeyden önce geldiğini vurgulamıştı. Bu saldırı girişimi, Suudi Arabistan'ın bölgedeki askeri varlığını ve güvenlik önlemlerini daha da artırmasına yol açabilir.
Olası bir saldırının engellenmiş olması, Suudi hava savunma sistemlerinin etkinliğini göstermesi açısından da önem taşıyor. Ancak Husilerin bu tür saldırıları tekrarlama ihtimali, bölgede kalıcı bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Beş ülkenin ortak kınama açıklaması, İslam dünyasının kutsal değerler konusunda birleştiğini göstermesi bakımından dikkat çekici. Yine de bu tür krizlerin diplomatik yollarla çözülmesi ve bölgesel istikrarın korunması için uluslararası çabaların artırılması gerekiyor. Mekke'ye yönelik her tehdit, yalnızca bir ülkeyi değil, tüm inananları hedef alır; bu nedenle ortak hareket etmek kaçınılmazdır.