İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlileri "gönüllü göç" adı altında topraklarından çıkarmayı hedefleyen bir hükümet göç ofisi kurulacağını duyurdu. Ben-Gvir, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, ofisin kurulması için çalışmaların "gelecek dönemde" başlayacağını belirtti. Bu adım, uluslararası hukukta savaş suçu sayılan zorla nüfus transferi ve etnik temizlik tanımlarını gündeme getirdi.
Ben-Gvir'in açıklamaları ve göç ofisi planı
Ben-Gvir, Filistinlilerin Gazze'den ayrılmasını "gönüllü" olarak nitelendirse de, insan hakları örgütleri bu ifadenin sistematik baskı ve yaşam koşullarının zorlaştırılması yoluyla dayatılan bir çıkış olduğunu vurguluyor. Bakan, sosyal medya paylaşımında göç ofisinin "Filistinlilerin gönüllü olarak başka ülkelere gitmelerini kolaylaştıracağını" öne sürdü. Ancak ofisin hangi yasal çerçevede faaliyet göstereceği, hangi ülkelerle anlaşma yapılacağı ve Filistinlilerin geri dönüş hakkının nasıl korunacağı belirsizliğini koruyor.
İsrail yönetimi, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'ye yönelik saldırılarını sürdürüyor. Bu süreçte 2 milyondan fazla Filistinli yerinden edildi; bölgenin büyük bölümü altyapıdan yoksun kaldı. Ben-Gvir'in planı, Gazze'nin kuzeyinde ve güneyinde yaşayan Filistinlilerin Mısır, Ürdün veya başka ülkelere yerleştirilmesini içeren daha geniş bir stratejinin parçası olarak görülüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da geçmişte "gönüllü göç" fikrini desteklediğini ima etmiş, ancak bu konuda net bir hükümet kararı açıklanmamıştı.
Uluslararası hukuk ve etnik temizlik tanımı
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Roma Statüsü'ne göre, bir bölgedeki nüfusu zorla başka bir yere nakletmek savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamında değerlendiriliyor. Etnik temizlik ise bir etnik grubu belirli bir coğrafyadan sistematik olarak çıkarmayı ifade ediyor. Filistinlilerin "gönüllü göç" adı altında yerinden edilmesi, soykırım suçu iddialarını da beraberinde getiriyor. Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail'e karşı açtığı soykırım davası halen devam ediyor. UAD, Ocak 2024'te aldığı ihtiyati tedbir kararında İsrail'in soykırımı önleyici adımlar atmasını talep etmişti.
Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri de benzer planları defalarca kınadı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze'den zorla nüfus çıkarılmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Filistinlilerin topraklarında kalma hakkının korunması gerektiğini vurguladı. ABD yönetimi ise resmi olarak "gönüllü göç" fikrine mesafeli duruyor; ancak İsrail'e verilen askeri ve diplomatik destek, bu tür planların önünü açtığı eleştirilerine yol açıyor.
Bölgesel ve küresel tepkiler
Ben-Gvir'in açıklaması, Arap dünyası ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) tarafından sert şekilde eleştirildi. Ürdün ve Mısır, Filistinlilerin kendi topraklarına yerleştirilmesine kesinlikle karşı olduklarını yineledi. Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah es-Sisi, Sina Yarımadası'na yönelik herhangi bir nüfus transferini "kırmızı çizgi" olarak tanımladı. Katar ve Suudi Arabistan da planın bölgesel istikrarı bozacağı uyarısında bulundu.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail'in Gazze'de zorla yerinden etme politikalarını kınadı ve iki devletli çözümün tek geçerli yol olduğunu söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ise "Gazze'nin nüfus yapısını değiştirmeye yönelik her türlü girişime karşı olduklarını" belirtti, ancak somut bir yaptırım açıklamadı.
İnsan hakları örgütleri, Uluslararası Af Örgütü ve Human Rights Watch, Ben-Gvir'in planını "etnik temizliğin açık çağrısı" olarak nitelendirdi. Örgütler, İsrail'in Gazze'de uyguladığı abluka, su ve elektrik kesintileri, hastanelerin hedef alınması gibi eylemlerin Filistinlileri göçe zorlamak için kasıtlı bir strateji olduğunu savunuyor.
Siyasi bağlam ve olası sonuçlar
Itamar Ben-Gvir, İsrail'in en sağcı koalisyon ortaklarından biri. Daha önce de Filistinlilere yönelik provokatif açıklamaları ve Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlarıyla gündeme gelmişti. Göç ofisi planı, Netanyahu hükümetinin savaş sonrası Gazze için alternatif bir yönetim arayışıyla örtüşüyor. İsrail, Gazze'de Hamas'ın yerine geçecek bir yönetim konusunda belirsizliğini korurken, Filistinlilerin bölgeden çıkarılması seçeneğini masada tutuyor.
Ancak bu plan, Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını ve 1948'den bu yana süregelen mülteci sorununu daha da derinleştirecek. Uluslararası toplumun etkili bir yaptırım uygulamaması halinde, benzer adımların hız kazanması ve bölgede kalıcı bir demografik değişim riski bulunuyor. Göç ofisinin kurulması, sadece Gazze'de değil, Batı Şeria'da da gerilimi tırmandırabilir. Nihayetinde, bu tür girişimler Filistin-İsrail çatışmasında iki devletli çözümü fiilen imkânsız hale getirerek, bölgeyi daha da istikrarsız bir geleceğe sürükleyebilir.