Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan ve 10 kişinin hayatını kaybettiği Beluk Apartmanı'na ilişkin davada, 4'ü kamu görevlisi 5 sanığa verilen 6 ila 15 yıl arasındaki hapis cezalarının gerekçeli kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, sanıkların deprem riskini öngördüklerini ancak bu sonucu kabullendiklerine dair somut delil bulunmadığını belirtti. Karar, deprem felaketlerinde kamu görevlilerinin sorumluluğu ve yargı süreçleri açısından emsal niteliği taşıyor.
Kararın gerekçesi: 'Öngörü var, kabul yok'
Mahkeme, gerekçeli kararında sanıkların eylemlerini ayrı ayrı değerlendirdi. İddianameye göre, apartmanın inşaat sürecinde görev alan belediye çalışanları ve yapı denetim firması yetkilileri, deprem yönetmeliğine aykırı uygulamalara göz yumdu. Ancak mahkeme heyeti, sanıkların "olası kast" ile hareket ettiklerine dair yeterli delil bulunmadığına, yalnızca "bilinçli taksir" söz konusu olduğuna hükmetti. Kararda, "Sanıkların, bölgenin deprem riski taşıdığını ve binanın yönetmeliğe uygun olmadığını bilmelerine rağmen, bu durumun sonucu olan can kayıplarını kabullendiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememiştir" ifadelerine yer verildi.
Bu nedenle, sanıkların "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan cezalandırılmalarına karar verildi. Mahkeme, kamu görevlileri için artırım nedenlerini de göz önünde bulundurarak 6 yıl ile 15 yıl arasında değişen hapis cezaları verdi. Cezaların, sanıkların kusur dereceleri ve pişmanlık durumlarına göre belirlendiği vurgulandı.
Davanın geçmişi ve toplumsal etki
Beluk Apartmanı, 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıkıcı etkisiyle Adana'da çöken binalardan biri olarak gündeme gelmişti. Binada yaşayan 10 kişi hayatını kaybederken, olay sonrası başlatılan soruşturma kapsamında bina sahibi, müteahhit ve kamu görevlileri gözaltına alınmıştı. Dava süreci, Türkiye'de deprem yönetmeliklerine uyulmaması ve denetim mekanizmalarındaki eksiklikler nedeniyle kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Ayrıca, depremde yıkılan binaların davaları, adalet arayışının sembolü haline gelmişti.
Bu dava, yalnızca Beluk Apartmanı sakinleri ve yakınları için değil, aynı zamanda deprem gerçeğiyle yaşayan tüm Türkiye için önemli bir hukuki süreçti. Mahkemenin verdiği karar, benzer davalara emsal oluşturma potansiyeli taşıyor. Ancak kararın gerekçesinde yer alan "sonucu kabullenme" kavramı, hukukçular arasında tartışma yarattı. Bazı yorumcular, bu kriterin yüksek tutulmasının, olası kastın ispatını zorlaştıracağını ve inşaat sektöründeki ihmallerin cezalandırılmasında boşluklara yol açabileceğini ifade ediyor.
Öte yandan, davaya katılan müşteki avukatları, kararı temyiz edeceklerini açıkladı. Avukatlar, sanıkların bölgenin deprem riskini bilmesine rağmen gerekli önlemleri almadığını, bu nedenle olası kastın bulunduğunu savunuyor. Temyiz sürecinin, Yargıtay'ın deprem davalarındaki yaklaşımını netleştirmesi açısından da kritik bir önem taşıdığı belirtiliyor.
Sonuç olarak, Beluk Apartmanı davasının gerekçeli kararı, deprem felaketlerinin ardından yaşanan hukuki mücadelede önemli bir dönüm noktasıdır. Ancak karar, hem cezaların caydırıcılığı hem de toplumun adalet beklentisi açısından tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Deprem gerçeğiyle her an karşı karşıya olan bir coğrafyada, bu tür yargı kararlarının, yapılaşma politikalarını ve denetim mekanizmalarını gözden geçirmek için bir fırsat olması gerektiği unutulmamalıdır.