Bektaşiliğin önde gelen isimleri, Arnavutluk'ta kurulması planlanan sözde "Bektaşi Devleti"ne sert tepki gösterdi. Bektaşi Dedebabası Haydar Ercan, yaptığı açıklamada Bektaşiliğin bir devlet, siyasi hareket veya milli-siyasi proje olmadığını belirterek, bu tür girişimlerin inanç topluluğunu siyasete alet etme amacı taşıdığını ifade etti.
Dedebaba Ercan: "Bektaşilik Siyasi Bir Proje Değildir"
Dedebaba Haydar Ercan, Arnavutluk'ta bazı çevrelerce gündeme getirilen "Bektaşi Devleti" kurulması fikrine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Ercan, Bektaşiliğin tarih boyunca bir inanç ve kültür hareketi olarak var olduğunu, hiçbir zaman devlet kurma amacı gütmediğini vurguladı. "Bektaşilik, gönüllere hitap eden bir yoldur; siyasi bir proje ya da devlet değildir. Bu tür söylemler, Bektaşi toplumunun gerçek kimliğini gölgelemekte ve inancımızı siyasete alet etmektedir" dedi.
Ercan, açıklamasında Bektaşiliğin temel öğretilerine atıfta bulunarak, Hacı Bektaş Veli'nin "Hiçbir milleti ve insanı ayırdetmedik" düsturunu hatırlattı. Bektaşiliğin evrensel ve insani değerleri ön planda tuttuğunu, bu nedenle milliyetçi veya devletçi bir yapılanmayı asla kabul etmeyeceğini söyledi.
Arnavutluk'taki Tartışmaların Arka Planı
Arnavutluk'ta son dönemde bazı siyasi aktörler ve medya organları, Bektaşi toplumunun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde özerk bir yapı oluşturulması gerektiğini savunuyordu. Bu fikir, özellikle Arnavutluk'un güneyindeki Bektaşi nüfusunun bulunduğu alanlarda zaman zaman dile getiriliyordu. Ancak Bektaşi Dede ve babaları, bu tür girişimlerin inanç topluluğunun ruhani yapısına zarar verdiğini belirterek karşı çıktı.
Bektaşilik, 13. yüzyılda Hacı Bektaş Veli tarafından Anadolu'da kurulan bir tasavvufi İslam yorumu olarak biliniyor. Osmanlı döneminde Balkanlar'a yayılan Bektaşilik, özellikle Arnavutluk, Kosova, Makedonya ve Bulgaristan'da önemli bir toplumsal tabana sahip. Arnavutluk'taki Bektaşi toplumu, komünist rejim döneminde ciddi baskılara maruz kalmış, 1990'lı yıllardan itibaren yeniden örgütlenmeye başlamıştı. Bugün Arnavutluk'ta Bektaşiler, resmi olarak tanınan dini topluluklardan biri olarak varlığını sürdürüyor.
Dedebaba Haydar Ercan'ın açıklaması, sadece Arnavutluk'ta değil, tüm Balkanlar ve Türkiye'deki Bektaşi çevrelerinde yankı uyandırdı. Bektaşi dernekleri ve vakıfları, Ercan'ın sözlerini desteklediklerini açıkladı. Türkiye'deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı da bir bildiri yayınlayarak, Bektaşiliğin siyasi bir projeye dönüştürülmesine karşı olduklarını duyurdu.
Uzmanlar, Arnavutluk'ta "Bektaşi Devleti" fikrinin, ülkedeki siyasi istikrarsızlık ve etnik gerilimlerden beslenen marjinal bir söylem olduğunu belirtiyor. Balkan tarihçisi Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Bektaşilik tarih boyunca hiçbir zaman devlet kurma iddiasında olmamıştır. Bu tür söylemler, Bektaşi toplumunu yıpratmaya yönelik provokasyonlardır" ifadelerini kullandı.
Dedebaba Ercan, açıklamasının sonunda tüm Bektaşilere birlik ve beraberlik çağrısı yaparak, "İnancımızı siyasi çıkarlar için kullanmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Bektaşilik, gönüller arasında köprü kuran bir yoldur; onu ayrılıkçı projelere kurban etmeyeceğiz" dedi.
Bektaşiliğin Geleceği ve Siyasetten Ayrı Durma İlkesi
Bektaşilik, tarihsel olarak siyasetten uzak durmayı ve ruhani öğretilere odaklanmayı esas alır. Ancak modern dönemde bazı siyasi hareketler, Bektaşi toplumunu kendi ideolojik amaçları için kullanmaya çalışmıştır. Dedebaba Haydar Ercan'ın bu açıklaması, Bektaşiliğin bu tür girişimlere karşı net bir duruş sergilediğini gösteriyor.
Arnavutluk'ta "Bektaşi Devleti" tartışması, aslında daha geniş bir sorunu işaret ediyor: Din ve siyaset ilişkisi. Bektaşi toplumu, inanç özgürlüğünü ve kültürel haklarını savunurken, devletleşme gibi iddiaların kendilerine zarar verdiğini düşünüyor. Bu nedenle Ercan'ın mesajı, sadece bir tepki değil, aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıyor: Bektaşilik, siyasi projelerin malzemesi değil, manevi bir yol olarak kalmalıdır.
Önümüzdeki günlerde Arnavutluk'taki Bektaşi toplumunun bu açıklamaya nasıl bir tepki vereceği ve siyasi çevrelerin tutumunun ne olacağı merak konusu. Ancak şu bir gerçek ki, Dedebaba Haydar Ercan'ın sözleri, Bektaşiliğin tarihsel kimliğine ve evrensel mesajına sahip çıkma iradesini ortaya koyuyor.