Türkiye'yi derinden sarsan olay, sakin bir mahallede, akşam saatlerinde yaşandı. 35 yaşındaki Haşim Cihangir, psikolojik rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü öğrenilen annesi 62 yaşındaki Seve Cihangir'i evlerinin birinci katında henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan tartışma sonucu bıçaklayarak öldürdü. Genç adam, ardından annesinin cansız bedenini binanın avlusundaki çöp konteynerine taşıdı ve olay yerinden ayrıldı. Bir süre sonra vicdan azabına dayanamayarak Batman İl Emniyet Müdürlüğü'ne gidip teslim olan Cihangir, ifadesinde pişman olduğunu ve olayın kaza sonucu gerçekleştiğini söyledi. Yapılan ihbar üzerine adrese gelen polis ekipleri, çöp konteynerinde yaptığı aramada talihsiz kadının cesedini buldu. Olay yerine sevk edilen sağlık görevlileri ve savcı, gerekli incelemelerin ardından cesedi otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırdı. Şüpheli Haşim Cihangir, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sevk edildiği adliyede, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince 'alt soydan akrabayı kasten öldürme' suçundan tutuklanarak Batman Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildi. Olayın ardından ailenin yakınları ve komşuları sinir krizi geçirirken, bölgede geniş güvenlik önlemleri alındığı gözlendi. Konuyla ilgili Batman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Korkunç anlar güvenlik kamerasında
İl Emniyet Müdürlüğü'ne teslim olan Haşim Cihangir'in olaydan yarım saat sonra polis merkezine gittiği ve 'Ben annemi öldürdüm, gelip sizi bilgilendireyim istedim' dediği öğrenildi. İfadesinde psikolojik bunalımda olduğunu ve uzun süredir annesiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle tartıştıklarını anlatan Cihangir'in, cinayetin ardından annesinin yüzünü yıkayıp dua ettiği ve ardından namaz kılarak teslim olduğu iddia edildi. Mahalle sakinleri ise şüphelinin bir süredir huzursuzluk çıkardığını ve ailesinin kendisinden şikayetçi olduğunu ifade etti. Bir komşu, 'Aile zaten zor durumdaydı. Haşim ağır psikolojik sorunlar yaşıyordu, annesi sürekli bizden yardım istiyordu. Ne olduysa bu akşam olmuş, inanamıyoruz' dedi. Talihsiz kadının cesedi, olaydan yaklaşık iki saat sonra kocası tarafından çöp konteynerinde bulundu. Dul kalan eşi Adem Cihangir'in, oğlunun polise teslim olduğunu öğrendikten sonra fenalık geçirdiği ve hastaneye kaldırıldığı belirtildi. Bu arada, polisin olayla ilgili yaptığı incelemelerde, cinayetin işlendiği evde çok sayıda boş ilaç kutusu bulunduğu, Haşim Cihangir'in düzenli olarak antidepresan kullandığı ve son günlerde ilaçlarını bıraktığı yönünde bilgi edinildiği öne sürüldü.
Uzmanlar, psikolojik rahatsızlığın cinayette etkili olabileceğini söylüyor
Yaşanan bu vahim olay, aile içi şiddet ve psikolojik rahatsızlıkların yol açabileceği trajedileri bir kez daha gündeme getirdi. Uzmanlar, tedavi gören bireylerin aileleri tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini, ilaçların düzenli kullanılmasının ve düzenli doktor kontrolünün hayati önem taşıdığını vurguluyor. Batman'da son yıllarda artan psikolojik rahatsızlıklara bağlı vaka oranları da endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri'nin kaynakları yetersiz kalırken, hastanelerdeki psikiyatri uzmanı sayısı da bölgedeki ihtiyacın çok altında. Türkiye Psikiyatri Derneği Batman Şubesi yetkilileri, olayla ilgili yaptığı açıklamada, 'Aile içi şiddetin önlenmesi için öncelikle ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Bu tür trajedilerle ancak toplumsal farkındalık ve güçlü bir destek sistemiyle mücadele edebiliriz' ifadelerini kullandı.
Adli tıp ekipleri, Seve Cihangir'in kesin ölüm sebebini belirlemek için kapsamlı otopsi yaparken, şüphelinin emniyetteki ifadesinin ardından sağlık kontrolünden geçirildiği ve akıllı ilaç kullandığına dair rapor alındığı öğrenildi. Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, sanığın cezai ehliyetinin tam olup olmadığını belirlemek amacıyla Adli Tıp Kurumu'ndan rapor isteyeceği öngörülüyor. Olayın ardından şüphelinin tutuklandığı ve ailenin avukatı aracılığıyla bir açıklama yapacağı belirtildi. Bu tür aile içi şiddet olaylarının artışıyla yüzleşen Türkiye'de, adalet sisteminin ve sosyal hizmetlerin bu tür trajedileri önleme konusunda ne kadar yetersiz kaldığı bir kez daha sorgulanıyor.