Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), Batı Trakya Türklerinin müftülerini seçme hakkı ve dini kurumlarının statüsüne ilişkin sorunları Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'ne taşıdı. Cenevre'de düzenlenen BM İnsan Hakları Konseyi'nin 55. oturumunda söz alan ABTTF temsilcileri, Yunanistan'ın Batı Trakya'da uyguladığı dinî politikaları eleştirerek, müftülerin özgürce seçilmesinin engellendiğini ve dini vakıfların özerkliğine müdahale edildiğini belirtti. Federasyon, konuyu uluslararası platforma taşıyarak çözüm için BM mekanizmalarını harekete geçirmeyi hedefliyor.
Müftü Seçimi ve Dini Özerklik Talebi
ABTTF'nin BM'ye sunduğu rapora göre, Batı Trakya Türk azınlığı, 1923 Lozan Antlaşması'ndan bu yana dinî özerkliğe sahip olmasına rağmen, Yunanistan hükümeti 1990'lı yıllardan itibaren müftüleri atama yoluna gitti. Bu durum, bölgedeki Türk toplumunun kendi dinî liderlerini seçme hakkını fiilen elinden aldı. Federasyon, Yunanistan'ın bu uygulamasının Lozan Antlaşması'nın 40. maddesine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 9. maddesine aykırı olduğunu savunuyor. Ayrıca, seçilmiş müftülerin Yunan mahkemeleri tarafından tanınmaması ve cezai yaptırımlarla karşılaşması, uluslararası hukuk açısından ciddi bir ihlal olarak değerlendiriliyor.
Raporda, Batı Trakya'daki Müslüman Türk azınlığın dinî kurumlarının (vakıflar, camiler ve medreseler) yönetimine yönelik müdahaleler de detaylandırıldı. Yunanistan'ın 1946 tarihli Vakıflar Kanunu'nu gerekçe göstererek, azınlık vakıflarının yönetimlerine kayyum atadığı ve özerk yapılarını işlevsiz hale getirdiği iddia ediliyor. ABTTF, bu uygulamaların azınlığın dinî ve kültürel haklarını ihlal ettiğini, ayrıca mülkiyet haklarına da zarar verdiğini vurguluyor.
BM İnsan Hakları Konseyi'ne Başvuru Süreci
ABTTF, sorunu ilk kez 2010'lu yılların başında Avrupa Konseyi ve AGİT gibi platformlara taşımış, ancak somut bir sonuç alamamıştı. Bu kez BM İnsan Hakları Konseyi'nin Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ) mekanizması kapsamında Yunanistan'ın insan hakları sicilinin gözden geçirileceği 2025 oturumuna müdahil olmayı planlıyor. Federasyon avukatları, sundukları dosyada Yunanistan'ın Lozan Antlaşması'ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, azınlık haklarını sistematik olarak ihlal ettiğini ve dinî özgürlükleri kısıtladığını belgeledi.
BM İnsan Hakları Konseyi'ne sunulan şikâyet dilekçesinde, 2018'den bu yana Batı Trakya'da seçilmiş müftülere yönelik açılan davalar, verilen hapis cezaları ve para cezaları sıralandı. Örneğin, Gümülcine seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif ve İskeçe seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete hakkında açılan davalar, uluslararası hukuk kuruluşlarının da dikkatini çekmişti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2018'de verdiği bir kararda, Yunanistan'ın seçilmiş müftüleri tanımamasını din özgürlüğü ihlali olarak değerlendirmişti. Ancak Yunanistan, AİHM kararına rağmen uygulamalarını değiştirmedi.
Yunanistan'ın Tutumu ve Uluslararası Tepkiler
Yunanistan hükümeti, Batı Trakya'daki müftülük kurumunun devlet denetiminde olması gerektiğini savunarak, atama usulünün 1913 tarihli Atina Antlaşması'ndan bu yana sürdüğünü iddia ediyor. Atina yönetimi, dinî özerkliğin kötüye kullanıldığını ve bölgede radikalleşmeyi önlemek için bu denetimin şart olduğunu öne sürüyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu argümanın azınlık haklarını kısıtlamak için bahane edildiğini belirtiyor.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, Yunanistan'ın Batı Trakya'daki dinî özgürlük ihlallerine ilişkin raporlar yayımlayarak Atina'yı uyardı. Avrupa Parlamentosu da 2021'de kabul ettiği bir kararda, Yunanistan'a Lozan Antlaşması'ndan doğan yükümlülüklerini hatırlattı ve azınlık haklarına saygı çağrısı yaptı. Ancak Yunanistan, bu çağrılara somut bir adım atmadı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, ABTTF'nin BM girişimini desteklediğini açıklayarak, Batı Trakya Türklerinin dinî haklarının uluslararası güvence altında olduğunu ve Yunanistan'ın bu hakları tanımakla yükümlü olduğunu bildirdi. Bakanlık, konunun takipçisi olacaklarını ve uluslararası platformlarda gündeme getirmeye devam edeceklerini duyurdu.
Batı Trakya Türk Azınlığının Durumu
Batı Trakya, Yunanistan'ın kuzeydoğusunda, Türkiye ve Bulgaristan sınırında yer alan, yaklaşık 150 bin Türk azınlığın yaşadığı bir bölge. Lozan Antlaşması ile azınlık statüsü tanınan bu topluluk, eğitim, din, vakıf yönetimi ve ifade özgürlüğü gibi alanlarda uzun yıllardır çeşitli sorunlarla mücadele ediyor. Müftü seçimi sorunu, bu sorunların başında geliyor. Azınlık, kendi seçtiği müftülerin devlet tarafından tanınmasını talep ederken, Yunanistan atanmış müftüleri resmî olarak kabul ediyor. Bu ikili yapı, bölgede dinî hizmetlerin aksamasına ve toplum içinde ayrışmaya neden oluyor.
Ayrıca, azınlık vakıflarının yönetimi konusunda da ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Yunanistan'ın 1946 tarihli Vakıflar Kanunu, azınlık vakıflarının yönetimini devlet kontrolüne veriyor. ABTTF, bu kanunun azınlık haklarını ihlal ettiğini ve vakıfların özerkliğini ortadan kaldırdığını savunuyor. Vakıf seçimlerinin engellenmesi, atanan yöneticilerin azınlık tarafından kabul görmemesi gibi sorunlar, toplumun dinî ve sosyal hizmetlerini olumsuz etkiliyor.
ABTTF'nin BM İnsan Hakları Konseyi'ne taşıdığı bu girişim, Batı Trakya Türklerinin dinî hakları için önemli bir adım olarak görülüyor. Ancak uluslararası platformlardan çıkacak kararların bağlayıcılığı olmadığı için, Yunanistan'ın tutumunu değiştirip değiştirmeyeceği belirsizliğini koruyor. Yine de bu tür girişimler, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmek ve azınlık hakları konusunda farkındalık yaratmak açısından kritik önem taşıyor. Batı Trakya Türklerinin dinî özgürlük mücadelesi, uluslararası hukuk ve insan hakları çerçevesinde meşru bir zeminde sürüyor. Yunanistan'ın, Lozan Antlaşması'ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi ve azınlığın dinî haklarını tanıması, bölgede kalıcı barış ve istikrar için elzem görülüyor.