İşgal altındaki Batı Şeria'da Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları son günlerde tehlikeli bir boyuta ulaştı. Nablus kentinde yaşanan kanlı çatışmaların ardından öfkelenen yerleşimci gruplar, gece saatlerinde iki cami ve bir evi kundakladı. Olaylarda can kaybı yaşanmazken, bölgedeki gerilim tırmanıyor. Tel Aviv yönetiminin, yeni kaçak yerleşim yerlerinin kurulmasına zemin hazırladığı belirtilirken, uluslararası toplumdan artan eleştiriler dikkat çekiyor.
Nablus'ta Kanlı Çatışmalar ve Kundaklama
Nablus'un doğusundaki Aqraba köyünde meydana gelen kundaklama olayları, bölgedeki tansiyonu iyice yükseltti. Yerleşimcilerin, Filistinli köylülerin evlerine ve tarım arazilerine zarar verdiği, camilere ise kutsal kitaplar ve eşyalarla birlikte ateş yakıldığı öğrenildi. Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, saldırılar sırasında İsrail askerleri yerleşimcileri korumakla kalmadı, aynı zamanda olayı engellemek için müdahale etmedi. Görgü tanıkları, askerlerin bazı yerleşimcilerin yüzlerini kapattığını ve onlara yardım ettiğini ifade etti. Bu durum, İsrail ordusunun yerleşimci şiddetine açık destek verdiği yönündeki iddiaları güçlendiriyor.
Olayların hemen öncesinde, Nablus'ta düzenlenen bir askeri operasyonda iki Filistinlinin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin yaralandığı aktarıldı. Filistin Sağlık Bakanlığı, ölenlerden birinin 16 yaşında bir genç olduğunu duyurdu. Yerleşimcilerin bu ölümlerin intikamını almak için köyleri hedef aldığı değerlendiriliyor.
Yerleşimci Şiddeti ve İsrail'in Politikaları
Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti yeni bir olgu değil. BM verilerine göre, yalnızca son üç yılda binlerce saldırı gerçekleşti ve yüzlerce Filistinli evsiz kaldı. Ancak son dönemdeki tırmanış, İsrail'in aşırı sağcı hükümeti ve özellikle Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in yerleşimci hareketine verdiği açık desteğin bir sonucu olarak görülüyor. Smotrich, daha önce yaptığı açıklamalarda Batı Şeria'daki yerleşim yerlerini 'İsrail'in ayrılmaz parçası' olarak nitelendirmiş ve buraların genişletilmesi için savunma bakanlığına bağlı bir birimin yönetimini üstlenmişti. Bu gelişme, uluslararası hukuka aykırı olan yerleşim faaliyetlerinin daha da hızlanacağı endişelerini artırdı.
İsrail hükümeti, yerleşimci saldırılarını kınamak yerine çoğu zaman görmezden geliyor ya da 'aşırı uç grupların işi' olarak küçümsüyor. Buna karşılık, Filistin yönetimi uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulunuyor. Ramallah'taki yönetim, yerleşimcileri 'terörist' olarak nitelendiriyor ve İsrail'i bu grupları silahlandırmakla suçluyor. Batı Şeria'daki gerginlik, 2023'ten bu yana süren Gazze savaşının da etkisiyle tüm bölgeyi etkilemeye devam ediyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Batı Şeria'da yaşanan bu son kundaklama olayları, işgal politikalarının ne kadar kanlı bir hal alabileceğini bir kez daha gösteriyor. Yerleşimci şiddeti, sadece mülk ve can kaybına yol açmakla kalmıyor; aynı zamanda iki devletli çözüm umutlarını da yok ediyor. İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayarak yerleşimleri genişletmesi ve bu suçları işleyenlere koruma sağlaması, bölgede kalıcı barışın önündeki en büyük engel. Uluslararası toplumun, İsrail üzerindeki baskıyı artırması ve yerleşimci şiddetine karşı gerçek bir yaptırım mekanizması kurması elzem. Aksi takdirde bu tür saldırıların artarak devam etmesi kaçınılmaz görünüyor.