İsrail'in işgali altındaki Batı Şeria'da, yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet olayları sürerken, Savunma Bakanı Israel Katz'tan yerleşimcilerin elini güçlendirecek bir adım geldi. Katz, yerleşimlerde güvenlik yetkilerinin ordu yerine polise devredilmesi talimatını verdi. Bu hamle, bölgedeki gerilimi artırma potansiyeli taşırken, uluslararası toplumun tepkisini çekebilecek nitelikte değerlendiriliyor.
Polise Geniş Yetki
İsrail Savunma Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre Katz, Batı Şeria'daki yerleşim birimlerinde güvenlik uygulamalarının İsrail polisine devredilmesi kararını onayladı. Karar, daha önce ordu birimleri tarafından yürütülen birçok operasyonel yetkiyi kapsıyor. Yerleşimlerde görev yapacak polis ekiplerinin, askeri yetkililerle koordineli çalışması öngörülüyor. Bu adımın, yerleşimcilere 'fiili ilhak' mesajı verdiği yorumları yapılıyor.
Yerleşimci Şiddeti Artıyor
Son dönemde Batı Şeria'da yerleşimcilerin Filistinli köylere ve kasabalara düzenlediği baskınlar, zeytin ağaçlarını yakma ve araçlara zarar verme gibi eylemler yoğunlaştı. Özellikle Nablus, Hebron ve Ramallah çevresindeki kırsal alanlarda, yerleşimcilerin saldırıları sonucu Filistinliler yaralanıyor ve maddi hasar meydana geliyor. İnsan hakları örgütleri, bu saldırıların sistematik hale geldiğini ve İsrail güvenlik güçlerinin genellikle müdahale etmediğini raporluyor. Yerleşimci şiddetine yönelik BM verileri, 2024 yılında yüzlerce olayın yaşandığını ortaya koyuyor.
Katz'ın Planı ve Tepkiler
Savunma Bakanı Katz, daha önce de Batı Şeria'daki yerleşimlerde yönetimi sivilleştirme planları olduğunu dile getirmişti. Bu kapsamda, yerleşim birimlerinde altyapı projeleri ve güvenlik düzenlemelerinin sivil otoritelere devredilebileceğini belirtmişti. Ancak mevcut adım, bu yönde atılan en somut girişimlerden biri olarak kayda geçti.
Filistin yönetimi ve uluslararası toplum, bu tür adımların iki devletli çözümü baltaladığı konusunda uyarılarda bulunuyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi'nden yapılan açıklamada, İsrail'in tek taraflı hamleleri kınandı ve bu durumun bölgesel istikrarı tehdit ettiği vurgulandı. ABD yönetimi ise şimdilik resmi bir yorum yapmaktan kaçınırken, İsrail içinde ise karara hem destek hem de eleştiriler yükseliyor. Bazı sağcı siyasetçiler bu adımı yerleşimlerin meşruiyetini artıracak bir gelişme olarak memnuniyetle karşılarken, barış yanlısı kesimler ise ilhakın hızlandırılması anlamına geldiğini savunuyor.
Öte yandan, İsrail askeri yetkilileri, polisin sivil bir güç olması nedeniyle yerleşimcilerle yaşanabilecek olası çatışmalarda farklı bir dinamik ortaya çıkacağını belirtiyor. Ordunun, askeri olmayan yollarla kontrolü sağlamada zorlanabileceği, polisin ise daha çok toplumsal düzeni sağlama konusunda uzman olduğu ifade ediliyor. Bu durum, yerleşimcilerin gözaltına alınması gibi konularda yeni protokoller gerektirebilir.
Bölgesel Etkiler ve Hukuki Boyut
Batı Şeria, uluslararası hukuka göre işgal altında kabul ediliyor. Yahudi yerleşimleri ise BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla yasa dışı ilan edilmiş durumda. Ancak İsrail, tarihi ve güvenlik gerekçeleriyle bu yerleşimlerdeki varlığını sürdürüyor. Yerleşimlere polis atanması, bu bölgelerdeki İsrail devlet otoritesini güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) geçtiğimiz yıllarda verdiği işgalin hukuka aykırılığına ilişkin mütalaası, bu tür adımların uluslararası hukukla bağdaşmadığı görüşünü destekliyor.
Bu kapsamda, polis yetkisinin devri, yerleşim yerleşimlerinin fiilen İsrail toprağına katılması yolunda atılmış bir adım olarak nitelendirilebilir. Uzmanlar, bu durumun İsrail-Filistin çatışmasının seyrini değiştirebilecek bir gelişme olduğunu vurguluyor. Ayrıca, yerleşimci grupların bu yetki artışını kendi başına hareket etme cesareti olarak görmemesi temennisinde bulunanlar da var; ancak sahadaki fotoğraf, yerleşimcilerin cesaretlendiği yönünde.
Değerlendirme
İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimlere polis ataması, görünüşte güvenliği sağlama amaçlı olsa da, aslında siyasi hedefleri olan bir operasyon. Bu adım, yerleşimleri sadece askeri bir nokta olmaktan çıkarıp sivil bir idari yapının parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Bu durum, uzun vadede bölgenin demografik yapısını değiştirme planlarının bir parçası olarak okunabilir. Filistinliler açısından ise yaşam koşulları daha da zorlaşacak, iki halk arasındaki mesafe derinleşecektir. Uluslararası toplumun bu gelişmeye karşı somut adımlar atıp atamayacağı ise merak konusu. Ancak tarihsel deneyimler, İsrail'in bu tür adımlarını durduracak etkili bir mekanizmanın henüz bulunmadığını gösteriyor. Bu tablo, çözümü daha da uzak bir ihtimal olarak gösteriyor ve bölgede barışın tesisi için yeni yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.