İsrail, Yahudi bayramı Sukot'u gerekçe göstererek işgal altındaki Batı Şeria'ya açılan tüm geçiş noktalarını bir hafta süreyle kapattı. Uygulama, Filistinlilerin hareket özgürlüğünü fiilen askıya alırken, bölgede zaten yüksek olan askeri baskı ve saldırıların daha da tırmanmasına yol açtı. Kapatma kararı, İsrailli aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in yargı yetkisi tartışmaları ve yerleşim genişletme politikalarıyla aynı döneme denk geldi.
Geçiş Noktaları Kapatıldı, Filistinliler Eve Hapsedildi
İsrail ordusunun açıklamasına göre, Batı Şeria ile İsrail arasındaki kontrol noktaları ve Batı Şeria'nın Ürdün sınırındaki geçiş noktaları bir hafta boyunca yalnızca insani yardım, acil tıbbi seyahat ve istisnai durumlar için açık tutulacak. Ancak uygulamada, Filistinlilerin büyük çoğunluğu için hareket imkânı ortadan kalktı. Binlerce Filistinli işçi, İsrail'deki işlerine gidemezken, hastaların tedaviye erişimi ve öğrencilerin eğitim hayatı sekteye uğradı. Geçiş noktalarında uzun kuyruklar oluştu, bazı aileler saatlerce bekletildi.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), bu tür kapatmaların Filistin ekonomisine haftalık milyonlarca dolar kayıp yaşattığını ve insani durumu ağırlaştırdığını belirtiyor. Bölgede yaşayan Filistinliler, kapatma kararının toplu cezalandırma anlamına geldiğini ifade ediyor.
Smotrich'ten Yerleşim ve Egemenlik Açıklamaları
İsrailli aşırı sağcı Bakan Bezalel Smotrich, kapatma kararına paralel olarak Batı Şeria'daki yerleşim yerlerinin genişletilmesi ve İsrail egemenliğinin yayılması yönünde açıklamalarda bulundu. Smotrich, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada, "Yahudi yerleşimlerinin güvenliği için her türlü adımı atacağız" diyerek, Filistinlilere yönelik kısıtlamaların süreceğini ima etti. Onun bu tutumu, uluslararası hukuka aykırı yerleşim faaliyetlerini meşrulaştırma çabası olarak yorumlanıyor.
Filistin yönetimi, kapatma kararını kınayarak, bunun "apaçık bir savaş suçu" olduğunu ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Ancak şu ana kadar ABD ve Avrupa'dan yalnızca geçmişteki genel uyarılar tekrarlanmakla yetinildi.
Askeri Baskı ve Saldırılar Tırmanıyor
Kapatma kararı, bölgedeki askeri operasyonlarla eş zamanlı ilerliyor. İsrail güçleri, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin, Nablus ve Tulkerim kentlerine sık sık baskın düzenliyor. Son bir hafta içinde en az 10 Filistinlinin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin yaralandığı ve yüzlercesinin gözaltına alındığı bildirildi. İsrail ordusu, baskınlarda "terör altyapısını" hedef aldığını savunurken, Filistinli kaynaklar sivil kayıpların arttığını vurguluyor.
Öte yandan, Yahudi yerleşimcilerin Filistin köylerine yönelik saldırıları da devam ediyor. Son olarak Ramallah yakınlarındaki bir köyde yerleşimcilerin araçlara ve evlere zarar verdiği, bir Filistinlinin yaralandığı bildirildi. İsrail polisinin bu saldırılara müdahale etmemesi, cezasızlık algısını güçlendiriyor.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, Batı Şeria'daki kapatma ve askeri operasyonları "apartheid" uygulamaları olarak nitelendirerek raporladı. Bu raporlarda, İsrail'in Filistinlilere yönelik sistematik ayrımcılık uyguladığı ve bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtiliyor. Birçok ülke, İsrail'e yönelik yaptırım çağrılarını yinelerken, somut adım atmaktan kaçınıyor.
Bu tür kapatma kararları, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki kontrolünü pekiştirme ve Filistinlilerin günlük yaşamını felç etme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Uzmanlar, kapatmaların Filistin toplumunda travma yarattığını, ekonomik bağımlılığı artırdığını ve iki devletli çözüm ihtimalini daha da zayıflattığını söylüyor. Bölgede kalıcı bir barış için önce hareket özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiği vurgulanıyor.