Ankara siyaset kulislerinde son günlerde en çok konuşulan konulardan biri, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kendisine tahsis edilen makam koltuğu. Muhalefet cephesinde "Saray'a koltuk değneği olmak" eleştirileri yankılanırken, Kılıçdaroğlu'nun bu koltuğu kabul etmesi ve kullanması, partisindeki derin ayrışmaları da su yüzüne çıkardı.
Koltuk krizi büyüyor
Edinilen bilgilere göre, Kılıçdaroğlu'na Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir çalışma ofisi ve makam aracı tahsis edildi. Bu gelişme, CHP içinde "rejimin meşrulaştırılması" olarak yorumlanırken, eski genel başkanın bu duruma sessiz kalması tepkilere yol açtı. Kulislerde, Kılıçdaroğlu'nun eline verilen hiçbir fırsatı değerlendiremediği, ancak Saray'ın uzattığı koltuğa oturmakta tereddüt etmediği konuşuluyor.
Muhalefette derin yaralar
6 Mayıs 2023'te yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından CHP'de başlayan liderlik tartışmaları, Kılıçdaroğlu'nun koltuğu bırakmasıyla sonuçlanmıştı. Ancak yeni genel başkan Özgür Özel'in "partiyi yeniden yapılandırma" söylemlerine rağmen, eski genel başkanın Saray'la yakınlaşması partide rahatsızlık yarattı. Parti içinden bazı isimler, "Bu, muhalefeti zora sokacak bir adım" değerlendirmesinde bulunurken, diğerleri "Kişisel bir tercih, parti politikası değil" diyerek konuyu yumuşatmaya çalışıyor.
Geçmişten bugüne
Kemal Kılıçdaroğlu, 2010-2023 yılları arasında CHP Genel Başkanlığı görevini yürüttü. Bu süreçte birçok seçim yenilgisi yaşanmasına rağmen, Kılıçdaroğlu koltuğunu korumayı başardı. Ancak 2023 seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karşısında aldığı yenilgi sonrası istifa etmek zorunda kaldı. O günden bu yana siyasetin arka sokaklarında varlığını sürdüren Kılıçdaroğlu, şimdi de Saray'ın kendisine sunduğu imkanları kullanıyor.
Değerlendirme
Kılıçdaroğlu'nun Saray'ın kendisine verdiği koltuğa oturması, aslında Türkiye siyasetindeki iktidar-muhalefet ilişkilerinin geldiği noktayı gösteriyor. Uzun yıllar "tek adam rejimi" eleştirisi yapan bir siyasetçinin, şimdi kendisine verilen makam koltuğunu kabul etmesi, seçim yenilgisinin ardından gelen bir tür teslimiyet olarak yorumlanabilir. Bu durum, muhalefetin gelecekteki stratejilerini ve toplum nezdindeki inandırıcılığını olumsuz etkileyebilir.