Yeni Parti Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Kıbrıs'ın Girne açıklarında meydana gelen ve 6 kişinin hayatını kaybettiği gemi faciasının ardından Türkiye'den KKTC'ye uçak bileti fiyatlarındaki astronomik artışa sert tepki gösterdi. Başarır, İstanbul-Ercan hattında normalde 3-4 bin lira olan bilet fiyatlarının 35 bin liraya kadar yükseldiğini belirterek, bu durumu "fırsatçılık" olarak nitelendirdi ve "Böyle bir günde neden bunu yapıyoruz?" diye sordu.
Başarır'dan fiyat artışına ilişkin açıklamalar
CHP'li vekil, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, facianın yaralarını sarmak için bölgeye gitmek isteyen vatandaşların ve ailelerin mağdur edildiğini vurguladı. Başarır, "İnsanlarımız ölüyor, acımız büyük. Ama bir yandan da uçak firmaları bu durumu fırsata çeviriyor. İstanbul-Ercan arası bilet fiyatları 35 bin liraya dayandı. Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bu fırsatçılığı neden yapıyoruz? Devletin ilgili kurumları derhal bu fahiş fiyatları denetlemeli ve gerekli yaptırımları uygulamalıdır" ifadelerini kullandı.
Başarır, havayolu şirketlerini ve sivil havacılık otoritelerini göreve çağırarak, "Kıbrıs'a gitmek isteyen vatandaşlarımız var, oradaki yakınlarına ulaşmaya çalışıyorlar. Bu insanların mağduriyeti giderilmeli, fahiş fiyat uygulayan firmalar hakkında işlem başlatılmalıdır" dedi. Siyasetçi, ayrıca Tüketici Hakem Heyetleri'ne başvuruların artması halinde firmaların geri adım atacağını belirtti.
Facia ve fiyat artışı arasındaki bağlantı
Girne açıklarında dün sabah saatlerinde bir göçmen teknesinin alabora olması sonucu en az 6 kişi hayatını kaybetmiş, 30'dan fazla kişi kurtarılmıştı. Olayın ardından bölgeye çok sayıda arama kurtarma ekibi ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi yöneldi. Bu durum, Türkiye'den KKTC'ye olan ulaşım talebini ani biçimde artırınca havayolu firmaları da bilet fiyatlarını katladı. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, normalde 3.000-4.000 TL arasında değişen İstanbul-Ercan uçak biletlerinin 15.000 TL'den başlayıp 35.000 TL'ye kadar çıktığı görüldü.
Havayolu şirketleri fiyat artışını "dinamik fiyatlama" politikalarıyla savunurken, tüketici dernekleri bu tür durumlarda fahiş fiyat artışlarının "fırsatçılık" olduğunu ve yasal sınırların aşıldığını dile getiriyor. Türk Sivil Havacılık Kanunu'na göre, havayolu işletmeleri tarifeli uçuşlarda belirledikleri ücretleri keyfi olarak artıramaz; ancak uygulamada bu kuralın sıklıkla ihlal edildiği biliniyor.
CHP'li Başarır'ın tepkisi, siyasi partilerin ve kamuoyunun da gündemine oturdu. Bazı sivil toplum örgütleri, havayolu firmalarına yönelik boykot çağrısında bulunurken, iktidar kanadından henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın konuyla ilgili inceleme başlatıp başlatmadığı merak ediliyor.
Uzmanlar ne diyor?
Turizm ve havacılık ekonomisti Prof. Dr. Mehmet Uysal, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Talebin ani artışı fiyatların yükselmesine neden olabilir, ancak bu artışın makul sınırları aşması durumunda rekabet kurumu devreye girmelidir. 9-10 kat fiyat artışı savunulabilir bir durum değildir. Bu tür kriz anlarında havayolu firmalarının sosyal sorumluluk çerçevesinde hareket etmesi beklenir" ifadelerini kullandı. Uysal, ayrıca devletin acil durumlarda uygulanmak üzere fiyat tavanına benzer bir düzenleme getirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Öte yandan, bazı havayolu şirketleri facia nedeniyle KKTC'ye yapılacak seferlerde indirim kampanyası başlattığını duyurdu. Ancak bu indirimlerin sınırlı kontenjanlarla sınırlı olması, tepkilerin dinmesini sağlamadı. Vatandaşlar, özellikle faciada yakınlarını kaybeden ailelerin cenaze işlemleri için yüksek ücretler ödemek zorunda kaldığını belirterek yetkililere acil çözüm çağrısında bulunuyor.
Fırsatçılık mı, dinamik fiyatlama mı?
Havayolu endüstrisinde "dinamik fiyatlama" olarak bilinen sistem, arz-talep dengesine göre anlık fiyat güncellemeleri yapılmasını öngörüyor. Ancak bu sistemin olağanüstü durumlarda fahiş fiyat artışlarına yol açması, tüketici hakları açısından tartışma yaratıyor. Ticaret Bakanlığı, geçtiğimiz yıllarda deprem ve salgın gibi durumlarda benzer fiyat artışlarına karşı çeşitli cezai işlemler uygulamıştı. Uzmanlar, Kıbrıs'taki facianın da bu kapsamda değerlendirilmesi ve idari para cezası uygulanması gerektiğini savunuyor.
Başarır'ın tepkisi, bir kez daha kriz anlarında sivil toplumun ve siyasetçilerin fırsatçılığa karşı duyarlılığını ortaya koydu. Ancak sorunun köklü çözümü için yasal düzenlemelerin yapılması ve denetimlerin artırılması gerektiği açık. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması için sivil havacılık otoritesinin seri biçimde harekete geçmesi bekleniyor. Bu tür olayların, yalnızca insani yardım değil, aynı zamanda ekonomik adalet açısından da bir sınav olduğunu gösteriyor. Havayolu firmalarının kısa vadeli kâr hırsı yerine uzun vadeli itibar ve güveni düşünerek hareket etmeleri, hem sektörün geleceği hem de toplumsal vicdan açısından kritik önem taşıyor.